Divanü Lügat-it Türk / Bukuk Efsânesi(GÜLCE-Buluşma)
Gözümde durmaktadır, fakire, fukaraya
Bayram sabahlarında ekmeğini bölüşün.
Bin tebessüm baharı serpiştirir araya
Nasrettin Hocamızın anlattığı güldüşün.
Işıklar iğne ucu, söyle nasıl çuvaldız?
Kaç bin yıl ötelerden ışık gönderir yıldız?
Atom içi çekirdek, sonsuz boşlukta bir hız
Çözülmez bilmeceler, düşün Allah’ım düşün.
Ölüyüz şehirlerde, yer altında diriyiz
İçi boş bir ağacız, güya sözde iriyiz
Vur patlasın çal oyna, bir camın esiriyiz
Parçalansın şom ekran, yoksa adam-ı düşün!
Türküleri değil de insanları yakanlar,
Günlük güneşlik göğe karanlığı çakanlar,
Yetim ile yoksula tepelerden bakanlar
Fazla yukarda durman, biraz aşağı düşün.
Ünlü olmak isterdin kaldın mı tek başına?
Hırsı, kini, öfkeyi nakışladın işine
Çevirip koltuğunu sağa, sola boşuna
Ham hayâller emerken dalıp gördüğün düş, ün.
Yıkıldın yalanlarla, yeni baştan yapıldın
Elden ele dolaşan mühür yemiş bir puldun
Yalancıydı aynalar, şan, şöhrete kapıldın
Diyemedin nedense, gayri yakamdan düş, ün!
Yunuslayın omzuma alıverdim heybeyi
Bıraktım caddeleri oldum artık ev beyi
Diz çöküp bir eşiğe ettik kutlu tövbeyi
Çıkarın adımızı kirli hesaptan düşün!
Neler neler anlatır, destanlar, efsâneler?
Kaşgarlı Mahmut derler zamanı böyle eler.
Adem elması neymiş öğrenelim beraber?
Unutmasın takvimler ebcedle tarih düşün.
*
Adem elmasının iki yanında(*)
Bir parça deriyle et arasında
Fergana’da Şıqnı’da oldukça yaygın
Nesiller muzdarip bu şişkinlikten.
Öylesine şişkin bazılarında
İmkânsız kendi göğüslerini
Yahut da ayakuçlarını
Görmeye engel
O kadar
Büyük
Yük…
Anlatırlar:
Geveze kâfirmiş bizimkiler
Günlerden bir gün
Allah’ın Muhammed Peygamberi(s.a.v) ’nin
Sahabesi akın etmiş onlara.
Bizimkiler,
Yani atalarımız
Gür sesleriyle haykırarak
Çığlıklar atarak
Baskın düzenlemişler gece.
Bozguna uğramış
Sahabenin ordusu.
Ulaşmış bu haber Hazret-i Ömer’e
Ve ilenmiş Ömer…
Bu boğaz konusu
Ondanmış meğer.
Anlatıp gelirler nesilden nesile
Bu öyküyü böylece.
Bugün evet bugün
Gür sesli tek insan yoksa içlerinde
Sebebi budur.
İşte Kaşgarlımın “bukuk” diye yazdıkları bunlardır.
Hikmet vardır nice hikmet içinde
Hele bir dinleyin, kulak verin birazcık
“Bukuk, bukuk” diye inleyen gırtlak
Dünya misal, neden yusyuvarlak?
Efsâne, efsâne demetleyelim,
Bunu da biz ekleyelim:
“Hayvanlardan birisi
Hakim olamayıp nefsine,
Yasak elmalardan birini
Koparmış koparmasına,ancak
Ağaç solup toza dönmüş…
Korkmuş, ürkmüş hayvancağız
Titremiş koşa koşa
Hazret-i Adem’in yanına gelmiş
Anlatmış olanları.
Adem babamız,
Acımış o hayvana
Kanıtı yok etmek için
Yutuvermiş elmayı.
Ve elbette
Kalıvermiş elma boğazında.
Adem elması diye
İşte buna derler dostum…
*
“Mevlâ görelim neyler,
Neylerse güzel eyler…”
Biz anlattık, söyledik
Teşekkür ederiz
Hanımlar, ağalar, beyler
Cümlenize…
Mustafa CEYLAN
—
(*) Adem elması:Gırtlak çıkıntısı
Rağbet: Derecelenmemiş [?]

Yorum Yapin
Yorum yapabilmek icin giris yapmalisiniz.