Divan-ı Lügat-it Türk / TÜRKMEN Efsânesi(GÜLCE-Buluşma)

Yazan: Mustafa CEYLAN Tarih: Kas 26th, 2011 | Kategori:: Şiirlerimiz
-I-
Bir üzüm bağının yanından geçen ordu
Astıysa dalına her çiltim bedelini
Nice nice hanlar, kubbelerle sebiller
Yapıp bıraktıysa, şen ettiyse ilini
…………Muştulu seherlere göklerden rahmet insin
…………Bu orduya komutan Oğuz Atam bilinsin.
Bundan böyle
Türk ilinde doğan
Gül nefesli bebekler
Beşiklerde övünsün.
Çaşıtların en güçlüsü diz çökerek
Eşiklerde dövünsün…

Yırtıcı şahindir öncüsü var yol açar
“Ak tolgalı beydir, bin atlı akınlarda”
Geçtiği yerlerde gül üstüne gül açar
Değil yaban elde, vallahi yakınlarda!
…………Yağız atın topuğu yağılara ders versin
…………Kara günler gelende bir Bozkurt yol göstersin.
Bundan böyle
Türk ilinde düğün olsun, toy olsun
Ay gecede yıldızlarla
Sarmaş dolaş görünsün…
Birliğime kem bakan göz: kör,
Fesat, fitne ve nankör
Yürümesin sürünsün…

Aldım dip dedemden adımı Türkmen diye
Nerde Zülkarneynler tarihten silindiler?
Medeniyet bizden insanlığa hediye
Işığa varsa yol, Türkün destanı çiler
…………Rüzgârı geçecek yiğitler ata binsin
…………Türküler söyleyin, analarım sevinsin
Bundan böyle
Oğuz Atam kime verdiyse ad
O ad ile bizi sakın ola bölmesinler,
Aynı kökten gelen soylar ve boylar
Türküm diye meydanlarda
Can özünü bürünsün.
Tam yirmi dört koldan yirmi dört sancak
Bir bayrağın ardı sıra yürünsün.

Yürüsün hey koç yiğitler, dele dele yürüsün nice dağı
Çağı geçsin deli toynak, mızraklar ve kartallaşan kanadım
Anladım Hira’dan gelir, en mübârek ve en kutsal bir mesaj
Bir mesaj ki gök dolusu;
…………………………..Kurtuluşum,
………………………………………….Yakın eder uzağı
İşte o mesajdan sonra
Türkmen denildi bana hey!
Ben Oğuz, Ben Selçuklu,
Ben Kayıyım Osmanlı’da altı yüz sene
Şahit buna doğu batı, kuzey güney
Hey ki hey! ! ! …

-II-
“Şu destandı”, destanlar içinde gerçek bir destan
Tarihlerin aklını yitirdiği zamandı
Gitmişti hakan otağı uzak diyarlara
Tam yirmi iki kişi kalmıştık biz
Hem de çoluk çocuk, hep birlikte
Bir kalede…
Sonradan iki yiğit daha çıka geldi
İki koca yürekli yiğit
Kalemize, içimize
Dili bizden, özü bizden, sözü bizden
Uzuncaydı saçları
Görülmezi görürdü göz uçları
Yıldızları yakalardı her gece
Çok kuvvetli avuçları
Hoş görü, tebessüm, aydınlık bir yüz
Sakin, mert, korkusuzdular gece gündüz.
Onları gören Zülkarneyn:
-“Türkmenend bunlar” dedi de
Başka bir şey demedi, geldi, geçti…

Belli ki yirmidört boy idik biz bu kalede
Aynı dağın karı, aynı suyun gözesi
Ve Oğuz Ata’mın ordusunun ardı sıra
Görev yapan görevliler gözdesi…
*
Yazdılar böyle böyle anlatarak yazdılar
Gülce gelene kadar Zülkarneyn’i yazdılar
Kaşgardan Mahmut’um ben, sözümü iyi bellen
Biz varız bu dünyada, olmasın asla sen ben!

Mustafa CEYLAN

 

Rağbet: Derecelenmemiş [?]



Yorum Yapin

Yorum yapabilmek icin giris yapmalisiniz.

  • Şair-Edip

    Get the Flash Player to see the slideshow.
  • çevrim içi

  • Ne Var Ne Yok