Edebiyat Mevsimi Dört Mevsim Yaşanır » Hece
Friday, September 3, 2010

‘Hece’Kategorisi için Arşiv

Bülbülün Zaferi

09 Temmuz 2010

Murat

Yazan: Murat

Kategori: Hece, Şiirlerimiz

Etiketler:

Aslan sıkılır bir gün, eğlenmek ister canı;
Hiddetle kükreyerek çağırır tüm ormanı.

Kurtla tilki belirir, yağdanlık ellerinde;
Gitarları asılı duruyor bellerinde.

Çalar söylerler ama, sesler beter mi beter;
Karga bile bunlardan istese iyi öter!

Aslan: “Kesin!” diyerek, susturur hainleri.
Kovalar huzurundan, düzenbaz lâinleri…

Şarkı dinlemek ister, güzel sesli birinden.
Bir eşek anırarak, kalkar fırlar yerinden.

Tıkar kulaklarını, eşeğe pençe atar.
Dört parça olur hayvan, artık up
uzun yatar.

Bizim akıllı tilki “Yarışma yapalım.” der.
Tilkinin teklifini aslan da kabul eder.

Tavus, bülbül ve karga yarışmada jüridir.
Papağan sunucudur; tilki işin piridir.

Adaylar belirlenir uzun elemelerle;
Koyun sürüsü gelir alkış melemelerle.

İşte yarışmacılar merkep, tavus ve bülbül;
Kurt elinde gitarı, kuzgun elinde bir gül.

Dört beş baykuş sahnede arkadan vokal yapar.
Bu dırıltı içinde, herkesin aklı sapar.

Merkebin akıbeti, çok önceden bellidir.
Elenir en başında çünkü terelellidir.

Kuzgun tavusa bir gül, bülbüle korku verir.
Mum misali adaylar, sahnede yanıp erir.

Tilki, kuzgun, bir de kurt anlaşırlar başında;
Jürideki bülbülse, dut yeme telaşında!

Tavus süsüne düşkün, sesi de yoktur zaten.
Derdi ünlü kalmaktır, kaybeder o niyetten.

Yarışmada elenir, bizim gül sesli bülbül.
Kuzgun birinci gelir, ister ağla, ister gül!

Alkış tutar baykuşlar, bu hileli duruma;
Kim nasıl güvenir ki böylesi bir kuruma!

Kurt da ikinci olur, oyların sayesinde.
Gitar çalmayı bilmez, iş de yoktur sesinde.

Bakar aslan duruma, kuzgunda ses falan yok.
Gamlı bülbülse yasta, bağrında saplı bir ok!

Aslan der ki bülbüle: “Sensin benim birincim.
Gönlümü yaktın bugün, hoş sesinle çok dincim.”

Kuzgun, kurtla tilkiyi aslan ormandan kovar.
Artık bizim aslanın gül sesli bülbülü var.

Haklı olan üstündür, hak er geç gelir elbet.
Haksızlık yapanların, sonu mutlak felaket !

“Öt sen gül sesli bülbül! İlan et aşkı güle;
Yaksın beni hoş sesin, gönlüm seninle güle.”

Kuzgun kuzgunca öter, bağı bostanı yıkar;
Ağzı kanlıdır onun, sesi ondan bet çıkar.

Bülbül hiç vazgeçer mi aşka gönül vermekten?
Âşık hiç el çeker mi güle güller dermekten?

Kuzgunlara aldırma, aşkla inleyip hep gül.
Bu bağ, bu bostan senin, güllere ver sen gönül…

Murat CANBOLAT

Rağbet: Derecelenmemiş [?]

Zalim

18 Şubat 2010

Murat

Yazan: Murat

Kategori: Hece

Etiketler:

 
Zemheri bakışın serin yüzünle
Göğsümde cehennem söndürdün zalim
Bıraktın bu kışın derin hüzünle
Korkuya hapsedip sindirdin zalim

Gidişin gönlümde yaktı hasreti
Yokluğun ruhuma ekti nefreti
Yüreğim çileyle çekti gurbeti
Bahtımı mezara indirdin zalim

Vefasız sayende tükendi özüm
Dağlanan dilimde tıkandı sözüm
Firakın kanıyla yıkandı gözüm
Sensizlik kışıyla dondurdun zalim

Ateş denizinde yüzerken gemim
Her zerrem huzurda aşkınla cemim
Güneşi üşütür yüzünde femim
Tahtadan atıma bindirdin zalim

Umardım aşkımız verecek sürgün
Yıllarca bekledim eridim gün gün
Ne vakit bitecek kalbinden sürgün
Muradı gazele döndürdün zalim

Murat CANBOLAT

Rağbet: Derecelenmemiş [?]

Nereden Bileceksin

29 Eylül 2009

Murat

Yazan: Murat

Kategori: Hece, Sesli Şiir, Şiirlerimiz

Etiketler:

Nereden Bileceksin
Kıpırdadı anîden küllenen bir hikâye,
Nazende süzülüşle ufku kuşatır hülyam.
En ulvî iştiyak ki, emsali yok hediye!
Nasıl eşsiz lûtuftu visal olsa da rüyam,
Tarifi zor huzurla esti yürekte sesim.
Hazan bitti gönlümde, yandı mâzide resim
Belirdi tomurcuklar dönüverince iklim;
İlahi bir ihsanla renk değiştirdi dünyam.
Zehir midir; iksir mi içimde gezen nidâ?
Nasıl huzur doluyum bu kadar hüzne inat.
Onca yılın ardından depreşti yine sevda,
Bu öyle bir ateş ki; tutuştu tüm kâinat.
Düştü tılsımlı ahenk feleğin tuvaline,
Şahit oldu yerle gök firakın zevaline.
Boynu bükük sevincim şaşırdı ahvaline.
Zümrüt renkli baharı binbir çiçekle donat!

Gam dolu düşlerimde kavuşmayı beklerken,
Semanın son katından duyulur hıçkırığım.
En nadide özlemle öksüzün emeklerken,
İç çektikçe depreşir iflâh olmaz kırığım.
Erişemez kapına en muteber eceler,
Ümidim gözlerinin kuytusunda geceler.
Hüzün dolu sinemde hicran dokur geceler.
Yokluğun ecel bana ebedîdir yarlığım.

İçimdeki tufanı asla etmem aşikâr,
Hüzzam tütse de bahtım arzum hâlâ nihavent.
Gamzende vurgun yemiş yüreğim sanki şikâr,
Nâr-ı derya aşkında ruhum korkusuz levent.
Gidemem asla senden solsam da yaprak yaprak,
Elbette dizlerindir ömre nihâî durak.
Meğer her şeyimmişsin sensiz iklimler kurak;
Gözlerin mavi ülkem, kalbin gönlüme başkent.

Efsaneye dökülür belki bu aşk hikâyem,
Çile yağmurlarıyla sessiz sessiz kanarım.
Sana meftun kalmaktır dünyadaki tek gayem,
Nereden bileceksin nerde, nasıl yanarım.
İçimde çoğaldıkça kalmaz benlikten eser,
Ne olur gururumu bitir artık, yere ser!
Nasip etse de Rabbim, içsem elinden kevser,
Varsın bu hayal olsun, M/muradıma kanarım…

Murat CANBOLAT

Rağbet: Derecelenmemiş [?]

Gül Oldu Bana

25 Eylül 2009

Makman

Yazan: Makman

Kategori: Edebiyat, Hece

Etiketler:

Gül Oldu Bana

 

Ellerin yastığı sana kuş tüyü,
Yattığım yastıklar taş oldu bana,
Bu aşk bitmez derken bozuldu büyü,
İstikbal gözümde yaş oldu bana.

Vedanı ederken gayet mutluydun,
En fazla bu tavrın dert oldu bana,
Ben kan ağlıyorken sen umutluydun,
Feleğin sillesi sert oldu bana.
 

Vuslatı düşlerken firkati buldum,
Ayrılık ateşi kor oldu bana,
Aşkının bendesi zavallı kuldum,
Azadını kabul zor oldu bana.

Sen gittin ya artık, aşk meşk istemem,
Sevda denilen şey zûl oldu bana,
Şu dar-ı dünyada köşk möşk istemem,
Dünyanın ederi pul oldu bana.

Sen mutlu ol yeter, bakma geriye,
Gülşenimiz yandı, kül oldu bana,
Büyük sevdamızdan kalan hediye;
Yaprakları yanmış gül oldu bana.

Makman
Muammer Akman

 

 

 

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Rağbet: 16% [?]

Sanma Ki Yaşıyorum!

24 Eylül 2009

Murat

Yazan: Murat

Kategori: Hece, Sesli Şiir, Şiirlerimiz

Etiketler:

Sanma Ki Yaşıyorum!
Gittiğin günden beri sanma ki yaşıyorum ;
Gözlerimin yok feri sebepsiz taşıyorum,
Yürek vurgun şok yeri sensizken üşüyorum!

Beni neden benimle bir başıma bıraktın,
Ah yanımdayken bile niçin bana ıraktın?

Ayrılık yıktı beni neyi buldun gidince;
Taştı hüsran ırmağım kan sızar ince ince,
Sana sevdam fezadan belki bin kez derince.

Ne olurdu kalbini tam şurama taksaydın,
Aşkını perçinleyip şefkatinle yaksaydın…

Vuslattan nasibim yok yaktın beni al lale;
Ferahlatan yüzünde akar nurdan şelale,
Şu karanlık dünyama varlığın tek meşale!

Gönlüme aşkla dolup denizleri aşsaydın,
Nazlı meltemler gibi ruhuma ulaşsaydın…

Murat CANBOLAT

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Rağbet: Derecelenmemiş [?]

Dalga Geçti!

22 Eylül 2009

Murat

Yazan: Murat

Kategori: Hece, Şiirlerimiz

Etiketler: , , ,

Karadenizli meşhur, zengin, dürüst bir tüccar;
İşleri bozulunca üst üste eder zarar.

Varı yoğu gidince kıymak ister canına,
Falezin kenarında şeytan girer kanına.

Mazi akar önünden kanlı iri yaşlarla,
Buluşur gözyaşları keskin soğuk taşlarla…

Dalgalara bakarken alır kesin kararı,
Böylece beklemenin yoktur artık yararı .

Atlayıp kurtulacak dalga yüzü bulunca,
Ömür emanet bize biter vakti dolunca.

O sırada bir dostu anlayıp vaziyeti,
Arkadan yaklaşarak kurtarmaktır niyeti.

Doksan yedi demeden dostu tutar kolundan;
Yese de suratına sağlam yumruk solundan.

Dalga geçti say yine yüzü aştın arkadaş,
Allah verdi bu canı ancak o alır adaş!

Dalga geçsin aldırma şeytanı sevindirme;
Milletin yüreğine yanardağı indirme!

Dalga geçmek kimseye, asla fayda sağlamaz.
Vakar yakışır bize; “Kendi düşen ağlamaz.”

Mizah şaka güzeldir yeter ki incitmeye,
Laubali olma bak, özün beni itmeye!

Ciddiyeti olmayan kaybeder itibarı,
Her işinde ciddi ol sonra çekme zararı.

MURAT CANBOLAT

Rağbet: 31% [?]

FITRAT-I AŞK DEMİNDE

20 Eylül 2009

Yakamoz

Yazan: Yakamoz

Kategori: Hece, Sesli Şiir, Şiirlerimiz

Etiketler:

FITRAT-I AŞK DEMİNDE

Apaktı ay, süzüldü; ölümcül sabahlara
Veballer kanardı hep, o masum günahlara
Kıblegâh yâr gönlünde dönülür semâhlara
Füsunkâr bakışlardan vururken kar ışığı
Âmâ eder yüreği dertli aşk karışığı

Akkor yağmuru yağar kül rengi mah yüzlere
Müzmin sancı doğurur hasret taşar geceye
Lâhzada can sağılır, feryat sızar közlere
Ömür elem eğirir düşler düşer günceye
Gamsız yârin boynuna vebal yükleyemezsin
Lûtfuna yok mihneti asla ekleyemezsin
Gurbet olmuş kalbinde onu bekleyemezsin
Lâl kesiği o dille çığlıklar arşa değer
Goncada yaş demlenir baharın dönmez olur
Özlem kavurur aşkla korları sinmez olur

Sarmış ışık hep cevri şavkında var zift tadı
Sessiz nefes rengiyle eser ağudan sabâ
Düğümlenir kalırsın, ezgindir aşkın yâdı
Figanında tuz yakar yetmez gururdan aba
Çığlık hicran koynunda tüm nehirler tutuşur
Sırtını döner güneş kendisiyle çatışır
Bilinmez bu felâket hangi vakit yatışır
Sıyrılır çıkılır ya adaba kalp baş eğer
Ziynet dönüşür pula yüzde nûr yanmaz olur
Ve onur sarsılınca o/nur uyanmaz olur

Arzı yakmak istersin ateşe cürüm sığmaz
Buzdan mihrap dikilir inler meylin zûlmette
Yekten doğmak istersin güneşten zerre yağmaz
Ölümsel gam ekilir, kan kusan metanette
Vâcip kılınan sonla bahtına gülemezsin
Dert zulası gönlünde deva ne bilemezsin
Şeydâ mağduru kalple maziyi silemezsin
Aslına sûret değer, tün’e esirdir seher
Yâr gözünde yıkanmış yıldızlar sönmez olur
Karanlığında kalmış melûn dert dinmez olur

Yalnızlığı giyinir şiirinden geçersin
İliklediğin yitik, iklimsiz mevsimindir
Bâkir sevdan yolunda sefilliği biçersin
Sırtındaki yük yalnız, definsiz evrimindir
Esneyen sabahlarda uyku felci sarıştır
Yeşim göz buğusunda özlem hep yakarıştır
Ayrılık bâkîdir ya ömür fâni kalıştır
Fıtrat-ı aşk deminden olursun bin kez heder
Umut aşk mihênginden cenneti sunmaz olur
Gelecek kollarından mâtemler inmez olur

Son sözüdür bu Ay’ın el versen Azrail’e
Müptelâ olmuş artık bülbül kırmızı güle
Ödül sayar kendine karşılar güle güle
Vuslat bilir ki gönül bekler artık mahşerde
Soluk almaksa hayat kapanır şer’den perde

28.08.2009

Şükran AY

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Rağbet: 8% [?]