Edebiyat Mevsimi Dört Mevsim Yaşanır » Fabl
Sunday, March 14, 2010

‘Fabl’Kategorisi için Arşiv

Aslan Fino!

23 Eylül 2009

Murat

Yazan: Murat

Kategori: Fabl

Etiketler: , ,

Aslan Fino!

 

Yer hayvanat bahçesi bir aslan kafesinde,

Sık sık hışımla kükrer gurur var nefesinde.

 

Bir aile gelerek durur kafes önünde;

Yanlarında bir köpek saat dokuz yönünde1

 

Finoyu gören aslan, güler uzun bir müddet,
Söylenir bir yandan da gelir yüzüne hiddet.
“Böyle hayvan mı olur “diye bakar finoya;
Köpek altta kalır mı, ne” hinoğlu hin” o ya!
İzin ister, söz alır; dinler aslan sakince.
Finonun konuşması, nazik fakat pek ince!

“Küçüğüm evet ama bana dikkatle bakın ;
Her şeyiyle köpeğim, alay etmeyin sakın” !

Özsaygıdır herkesin, en değerli akçesi ;
Gurur insanoğlunun, çürük tahta ökçesi! …
 

 

 

 

Murat CANBOLAT

 

 

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Rağbet: Derecelenmemiş [?]

İftar Topu

20 Eylül 2009

Murat

Yazan: Murat

Kategori: Fabl, Hece, Sesli Şiir, Şiirlerimiz

Etiketler:

İftar Topu

Tilki aç gezinirken, ağaçta bir but görür.
Şüphelenir birazcık, gayet temkinli yürür.
Etrafı kontrol eder; bakar kurulu tuzak .
Bir bombaya bağlı but, oradan kalır uzak.

Siner tilki bir yere; gözler budu sürekli.
Tuzağı savmak için, iyi bir yol gerekli.

Biraz sonra kurt gelir; daldaki buda bakar.
Niyetlenir yemeye, ağzından sular akar.

Sonra tilkiyi görüp; ne yaptığını sorar.
Tilkinin gözü parlar; hemen düzeni kurar.

“Hiç ne olsun birader uzandım yatıyorum.
Çok halsizim üstümden, yorgunluk atıyorum.”

“Dalda asılı budu, yeseydin ya arkadaş.
Et varken durulur mu? Hadi sen de kur bağdaş.”

“Bugün oruçluyum” der; tilki boğuk bir sesle.
“Açsan buyur et senin; doyur kendini besle.”

Kurt da “tamam” diyerek, buda uzanır hemen.
Bomba patlar o anda, döner tilkinin dümen!

Kurt yaralı perişan, kalır düştüğü yerde.
Tilki buda yönelir; iner ibretlik perde.

“Vay düzenbaz sahtekar!” Diye ulur bir zaman.
“Hani oruçtun hain? Bu ne katmerli yalan… “

“Top patladı az önce, duymadın mı sazanım ?
Al bu sana ders olsun, oruçluyken azanım!”

Tilki zekası ile kurdu mahvetti yazık;
“Âkil ol sen ey kâri! Yeme, kurnazdan kazık! “

Murat CANBOLAT

 

 

 

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Rağbet: Derecelenmemiş [?]

Koç Görünümlü Kurt

Kurdun biri netteyken bir kuzuya denk gelir,
Niyeti bozuk belli, pis yüzüne renk gelir.
Koç resmi bulur hemen kişi kartına ekler,
“Merhaba” der: Kuzuya, sabırla cevap bekler.

Kuzu bakar, bu bir koç; kelle kulak yerinde .
Hoşlanır, cevap verir; gülücük üzerinde.

Havadan sudan girip, kurt kuzuya kur yapar.
Güzel tatlı sözlerden kuzunun aklı sapar.

Koç zengin olduğuna kuzuyu ikna eder,
Güzel mesajlar atar, “Sana aşık oldum” der.

Kuzu kurda tutulur, bir anda gönlü kayar.
Hayalindeki koça, sonunda olacak yar.

Kurdun gözleri parlar, ağzından sular akar.
Kürdanla tuz hazırlar, böylesi çok can yakar.

Kurt cebini verince, kuzu hemen kaydeder.
Telefon edip kurda, “Sesini duyayım” der

Sesini değiştirir, kuzu kördür aşkından .
Böylesi kurt olanlar, faydalanır şaşkından.

Buluşma teklif eder, kuzu hemen “Evet” der.
Güzel bir çay bahçesi, buluşacakları yer.

Kuzu erkenden gelir, kurt bir yere gizlenir;
Kuzu habersiz garip, kem nazarla izlenir.

Kurt, cepten mesaj atar: “Bekliyorum kapıda ”
Kuzu çıkar kapıya, o an yutar, hapı da!

Kuzu bakar; bu bir kurt! Koç görünümlü hain ,
Kaçmak ister nafile, yakalar onu lain.

Kurt kuzuyu yakalar, yalvarıp dursun kuzu;
Sevincinden pürtelaş, üstüne eker tuzu.

Yalvarsa da dinlemez cani kurt yutar onu ,
İşte körpe kuzunun, böylece gelir sonu.

Koç görünen çok kurt var, ortalıkta çok davar ;
Müsait ortam varken, kurtlara hep şenlik var!

Asma kabak bal kabak, farkını görmek gerek.
Uyuyan gafillere, eğitim vermek gerek …

Kuzu kurt oldu artık, kurtlandı eski kitap,
Netteki kuzulara, küpe olsun bu hitap !

Murat CANBOLAT

 

 

 

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Rağbet: Derecelenmemiş [?]

Bülbülün Zaferi

20 Eylül 2009

Murat

Yazan: Murat

Kategori: Fabl, Hece, Şiirlerimiz

Etiketler:

Bülbülün Zaferi
Aslan sıkılır bir gün, eğlenmek ister canı;
Hiddetle kükreyerek çağırır tüm ormanı.
Kurtla tilki belirir, yağdanlık ellerinde;
Gitarları asılı duruyor bellerinde.
Çalar söylerler ama, sesler beter mi beter;
Karga bile bunlardan istese iyi öter!
Aslan: “Kesin!” diyerek, susturur hainleri.
Kovalar huzurundan, düzenbaz lâinleri…
Şarkı dinlemek ister, güzel sesli birinden.
Bir eşek anırarak, kalkar fırlar yerinden.
Tıkar kulaklarını, eşeğe pençe atar.
Dört parça olur hayvan, artık upuzun yatar.
Bizim akıllı tilki "Yarışma yapalım." der.
Tilkinin teklifini aslan da kabul eder.
Tavus, bülbül ve karga yarışmada jüridir.
Papağan sunucudur; tilki işin piridir.
Adaylar belirlenir uzun elemelerle;
Koyun sürüsü gelir alkış melemelerle.
İşte yarışmacılar merkep, tavus ve bülbül;
Kurt elinde gitarı, kuzgun elinde bir gül.
Dört beş baykuş sahnede arkadan vokal yapar.
Bu dırıltı içinde, herkesin aklı sapar.
Merkebin akıbeti, çok önceden bellidir.
Elenir en başında çünkü terelellidir.
Kuzgun tavusa bir gül, bülbüle korku verir.
Mum misali adaylar, sahnede yanıp erir.
Tilki, kuzgun, bir de kurt anlaşırlar başında;
Jürideki bülbülse, dut yeme telaşında!
Tavus süsüne düşkün, sesi de yoktur zaten.
Derdi ünlü kalmaktır, kaybeder o niyetten.
Yarışmada elenir, bizim gül sesli bülbül.
Kuzgun birinci gelir, ister ağla, ister gül!
Alkış tutar baykuşlar, bu hileli duruma;
Kim nasıl güvenir ki böylesi bir kuruma!
Kurt da ikinci olur, oyların sayesinde.
Gitar çalmayı bilmez, iş de yoktur sesinde.
Bakar aslan duruma, kuzgunda ses falan yok.
Gamlı bülbülse yasta, bağrında saplı bir ok!
Aslan der ki bülbüle: "Sensin benim birincim.
Gönlümü yaktın bugün, hoş sesinle çok dincim."
Kuzgun, kurtla tilkiyi aslan ormandan kovar.
Artık bizim aslanın gül sesli bülbülü var.
Haklı olan üstündür, hak er geç gelir elbet.
Haksızlık yapanların, sonu mutlak felaket !
“Öt sen gül sesli bülbül! İlan et aşkı güle;
Yaksın beni hoş sesin, gönlüm seninle güle.”
Kuzgun kuzgunca öter, bağı bostanı yıkar;
Ağzı kanlıdır onun, sesi ondan bet çıkar.
Bülbül hiç vazgeçer mi aşka gönül vermekten?
Âşık hiç el çeker mi güle güller dermekten?
Kuzgunlara aldırma, aşkla inleyip hep gül.
Bu bağ, bu bostan senin, güllere ver sen gönül…
Murat CANBOLAT
29 Temmuz 2008

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Rağbet: Derecelenmemiş [?]

KARGA İLE EŞEK

16 Mart 2009

Kadir ÇETİN

Yazan: Kadir ÇETİN

Kategori: Fabl

Etiketler:

Kargayı tanırsınız, tüyleri gayet kara
Eşekse bizim eşek, saf, gariban, fukara

Bir uçağa binmişler, hikâye bu olur ya
Yan yana oturmuşlar, kurnaz, safı bulur ya

Az sonra hostes gelip, istek sormuş kargaya
Karga kola istemiş, hafif sarmış dalgaya

Hostes gelmiş yeniden, elinde kola ile
Karga demiş; “- ben fanta istiyorum nafile…”

Bu sefer hostes yine gelmiş, elinde fanta
Karga demiş; “-vazgeçtim, meyve suyu avanta…”

Hostes gitmiş sabırla, getirmiş meyve suyu,
Çok şaşırtmış eşeği, karganın böyle huyu…

Sormuş ki; “ – karga kardeş, neden yaparsın böyle?
Bu işin sebebini, lütfen bana da söyle!”

Karga gülüp eşeğe; “ – hiç!” demiş “ – pislik olsun!
Gitsin gelsin şu hostes, gönlüm neşeyle dolsun…”

Bu cevap gitmiş bizim eşeğin çok hoşuna,
“ -Ben de dalga geçeyim, öyle boşu boşuna…”

Hostes sorar, bu sefer eşeğe ne istiyor,
Eşek keyfi yerince, “- kola isterim” diyor…

Hostes hemen getirip uzatınca kolayı,
Eşek fanta istiyor, sürdürüp de alayı

Hostesin sabrı taşıp, tepesi de atınca,
Kaptan pilota gider, hiç durmadan doğruca…

Anlatır, birer birer, kaptana olanları
Kaptan emir ederek, çağırır adamları;

“ - İçerde iki yolcu, eşek ile kargayı
Atın uçaktan hemen, hak ettiler parpayı…”

Karga ile eşeği, yaka paça tutarlar,
Karga tulumba sarıp, dışarıya atarlar…

Eşek başlar düşmeye, karga ise uçmaya,
Karga ile arayı başlamadan açmaya;

Eşek bağırır; “ –karga kardeş! Sen uçuyorsun!
Ben ise uçamam ki, arayı açıyorsun?”

Karga der; “- eşek kardeş! Vay ki senin haline,
Neden pislik yaptın ki bakmadan ahvaline…

Madem uçma bilmezsin, sen ne yaptın birader;
Böyle şaşkın olursan, ölmektir senin kader…

Ben uçma biliyorum, ondan böyle davrandım,
Sende aynen yapınca, uçma biliyor sandım…

Senin sonun ölümdür, benimkiyse yaşamak;
Artık sana elveda, ölmene kaldı ramak!”

Evet, dostlar; bu kıssa sona erdi nihayet,
Hem uçmayı bilmeli, düzgün olmalı niyet…

Bizler bu hikâyeden, şu hisseyi kapalım;
Uçmayı bilsek bile, güzel şeyler yapalım…

Ne kargaya özenip, bir pisliğe dönüşün,
Ne de saf eşek gibi, uçaktan yere düşün…

Kadir Çetin

Rağbet: Derecelenmemiş [?]

Yarışma

29 Temmuz 2008

Murat

Yazan: Murat

Kategori: Fabl

Etiketler:

Yarışma
Aslan sıkılır bir gün
-”Yar bana eğlence”
der
Hiddetle kükreyerek hayvanlara emreder
Kurtla tilki belirir yağdanlık ellerinde
İkisinde de gitar duruyor bellerinde

Çalar söylerler ama aslan
-”Kesin yeter”
der
Maymun cambazlık yapar aslan iyice gürler
Şarkı dinlemek ister güzel sesli birinden
Bir eşek anırarak kalkar fırlar yerinden Devamını oku »

Rağbet: Derecelenmemiş [?]

Koç Görünümlü Kurt (Fabl)

24 Temmuz 2008

Murat

Yazan: Murat

Kategori: Fabl

Etiketler:

Kurdun biri netteyken bir kuzuya denk gelir,
Niyeti bozuk belli, pis yüzüne renk gelir.

Koç resmi bulur hemen kişi kartına ekler,
“Merhaba” der: Kuzuya, sabırla cevap bekler. Devamını oku »

Rağbet: 8% [?]