Yazan: Edebiyat Mevsimi Tarih: Ağu 27th, 2011 | Kategori::
Edebi Bilgiler,
Edebiyat
TDAY Belleten 1962, TDK Yay.:217, Ankara 1988
TÜRK DİLİ ARAŞTIRMALARI YILLIĞI
BELLETEN
19 6 2
MANİ DİNİNİN UYGURLAR TARAFINDAN DEVLET DİNİ OLARAK KABUL EDİLİŞİNİN 1200. YILDÖNÜMÜ DOLAYISI İLE BİRKAÇ NOT (762 -1962)
ŞİNASİ TEKİN
Mani Dini hakkında kısa bilgi
Kendi adını verdiği bir dinin kurucusu olan Mani, Mezopotamya’da (Güney Babilonya) yetişmiş, Hıristiyan, Zerdüşt ve Burkan dinlerin- deki bazı unsurları, gnostik görüşlerle birleştirerek yeni bir inançlar sistemi meydana getirmiş ve bunu İran’da yaymağa başlamıştır. So¬nunda Zerdüşt papazlarının isteği üzerine idam edilmiştir (216-277).
Yazinin tamamini oku →
Rağbet: Derecelenmemiş [?]
Yazan: Edebiyat Mevsimi Tarih: Ağu 27th, 2011 | Kategori::
Edebi Bilgiler,
Edebiyat
KÖKTÜRKÇENÎN SÖZYARLIĞI ÜZERİNE
DOĞAN AKSAN
Köktürkçe metinlerin açıklanması konusunda gönümüze değin birçok çalışma yapıldığı, birçok kitap ve yazının yayımlandığı bir gerçektir. Ancak bu metinlerin değişik açılardan, yeterince değerlendirilmiş olduğu bugün de söylenemez, kanısındayım.
Yazinin tamamini oku →
Rağbet: Derecelenmemiş [?]
Yazan: Edebiyat Mevsimi Tarih: Ağu 27th, 2011 | Kategori::
Edebi Bilgiler,
Edebiyat
Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Türk Dili Üzerine Araştırmalar, C.1, TDK Yay.:629, Ankara 1995
Bu yıl Türk kültür tarihinin en değerli ürünlerinden biri olan Divanu Lügati’ t- Türk’ün yazılışının 900. yılını doldurmuş bulunuyoruz. Devrine göre, günümüzün ölçüleri ile bile, ileri bir dilci sayılabilecek olan Kâşgarlı Mahmud, bu eseri ile, kendisini Türk diline hizmet etmiş ölümsüzler arasına katmış bulunmaktadır. “Türk Dilleri Sözlüğü” diye çevirebileceğimiz Divanu Lügati’ t-Türk, gözleme dayanan ve karşılaştırmalı dilcilik yöntemine uyan bir eser olduğu için, Türk kültür tarihi bakımından olduğu kadar, Türk dili tarihi bakımından da üstün değerde bir kaynak eser niteliğindedir. Kâşgarlı Mahmud’un, eserini yazarken, o devir Türk ülkelerini birer birer dolaşarak notlar almış ve doğrudan doğruya kendi derlediği dil malzemesine dayanmış olması, eserinin değerini bir kat daha artırmıştır. Gerçi, Kâşgarlı Mahmud, Divanu Lügati’ t-Türk’ünde esas itibariyle kendisinin “Hakaniye” diye adlandırdığı Karahanlı Türkçesi üzerinde durmuştur. Ancak, eser, yer yer XI. yüzyıl Türk dünyasının türlü Türk boy ve kavimleri ile, onların dilleri üzerine de değerli bilgiler vermektedir. Kâşgarlı, bunlar arasında Oğuzcaya daha başka bir ayrıcalık tanımış; Oğuzlar, Oğuzeli ve Oğuzca üzerinde oldukça genişlemesine durmuştur. Bu durum, elbette Oğuzların X., XI. yüzyıllar Orta Asya Türk dünyasındaki önemleri ile orantılıdır. Oğuz-Türkmen boyları daha X. yüzyıldan ve Sirderya kuzeyindeki steplerden başlayarak, Sirderya, Maveraiinnehir, Harezm ve Horasan bölgelerinde önemli bir yer tutmuş bulunuyorlardı. XI. yüzyılda Büyük Selçukluların batıya yaptıkları göçler ve fütuhatlar ile Oğuz egemenliği Azerbaycan, Irak bölgelerine ve devrin büyük kültür merkezlerinden biri olan Bağdata kadar uzanmış idi. Orta Asya Türk dünyasının siyasal ve sosyal yapısında bu denli önemli bir yer tutmuş olan Oğuzların Türk dili tarihi bakımından etkisiz kalmaları elbette imkânsızdı . Kâşgarlı’nın eserinde Oğuzca için tanıdığı ayrıcalık herhalde bu durumla ilgili olmalıdır.
Yazinin tamamini oku →
Rağbet: Derecelenmemiş [?]
Yazan: Edebiyat Mevsimi Tarih: Ağu 27th, 2011 | Kategori::
Edebi Bilgiler,
Edebiyat
KARAHANLI DÖNEMİ TÜRK ŞİÎRÎ
PROF. DR. TALÂT TEKİN
Giriş
Karahanlı Devleti (840 – 1212) ilk Müslüman Türk devletidir. Esas kit¬lesini Karluk, Çiğil ve Yağma Türklerinin oluşturduğu Karahanlılar önce Orta Asya’da, 999′dan sonra da Harezm’de egemen olmuşlardır.
Karahanlı Devleti daha başlangıçta Doğu ve Batı olmak üzere iki kıs-ma ayrılmış bulunuyordu. Doğu Karahanlı sülâlesinden Satuk Buğra Han (ölümü 955) 10. yüzyıl başlarında İslâm dinini kabul etmişti. Onun ölümünden birkaç yıl soma kalabalık bir Türk zümresinin İslâm dinine girdiği biliniyor.
Yazinin tamamini oku →
Rağbet: Derecelenmemiş [?]
Yazan: Edebiyat Mevsimi Tarih: Ağu 27th, 2011 | Kategori::
Edebi Bilgiler,
Edebiyat
İSLÂM ÖNCESİ TÜRK ŞİİRİ
“Bunca yazıyı yazan (ben) Kül Tigin yeğeni Yolluğ Tigin yazdım yiımi gün oturup bu taşa bu duvara hep Yolluğ Tigin yazdım”
PROF. DR. TALÂT TEKÎN
Giriş
Türk şiirinin en eski dönemi, pek de uygun olmamakla birlikte, “İslâm öncesi Türk şiiri” diye adlandırılabilir. Bu dönemin, teorik olarak, başlangıçtan XI. yüzyıla kadar sürmüş olduğu düşünülebilir ise de, Türk şiirinin bize kadar gelebilen en eski örneklerinin VIII. yüzyıldan kalma olduğu göz önünde tutulursa, İslâm öncesi Türk şiirinin VIII-XI. yüzyıllar arasındaki dönemi kapsadığı söylenebilir. İslâm öncesi Türk şiir geleneğinin Doğu Türkistan’daki Budist Uygurlar arasmda XIII. yüzyıl sonlarına kadar devam etmiş olduğu dikkate alınırsa, bu dönemi, Arat gibi, VIII-XIH. yüzyıllar arası, yani aşağı yukarı altı yüz yıllık bir dönem ola¬rak kabul etmek gerekir.
Yazinin tamamini oku →
Rağbet: Derecelenmemiş [?]
Yazan: Edebiyat Mevsimi Tarih: Ağu 27th, 2011 | Kategori::
Edebi Bilgiler,
Edebiyat
Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Türk Dili Üzerine Araştırmalar, C.1, TDK Yay.:629, Ankara 1995
ESKİ TÜRK YAZI DİLİNDEN YENİ YAZI DİLLERİNE
GEÇİŞ DEVRİ VE ÖZELLİKLERİ
1. Türk dilinin VI.-XI. yüzyılları arasındaki devresi, çeşitli etkenlere bağlı bazı ses ve şekil bilgisi ve kelime kadrosundaki ayrılıklara rağmen, dil yapısı ve tarihî gelişme şartları bakımından genel olarak biribirinin devamından ibaret tek bir kol hâlinde yol aldığı devredir.
Yazinin tamamini oku →
Rağbet: Derecelenmemiş [?]
Yazan: Edebiyat Mevsimi Tarih: Ağu 27th, 2011 | Kategori::
Edebi Bilgiler,
Edebiyat
2.2. Eski Türkçe
Şinasi TEKİN
“Eski Türkçe” deyince muhitimizde ilk akla gelen, Arap harfleri ile yazılmış Türk¬çe kitaplar ve çoğu zaman da doğrudan doğruya bu harflerin kendisidir; öte yan¬da, ‘eski yazı’, ‘eski harfler’, bunun mûterâdifi olarak da kullanılmaktadır. Fakat bi¬zim burada bundan anladığımız, daha çok, Türkçenin, tarihî seyri içerisinde, bilinen en eski metinlerinin aksettirdiği şeklidir. Bâzı bilginlere göre, Türkçenin bu devresi, ilk Türkçe-lslâmî eserleri de içerisine almakta ise de ben burada kelime hazinesindeki büyük ayrılıkları göz önünde bulundurarak, islâmî eserleri konu dı¬şında bıraktım. Yalnız burada tarih sırası insanı yanıltabilir; şöyle ki, XI. yüzyılda Kutadgu Bilig yazıldığı halde Turfan ve civârında Uygur yâni Eski Türkçe olgun¬luk çağını idrâk ediyordu. Müteakip yüzyıllarda (XIII-XIV. yy.) ise Eski Türkçenin, Şa-çou (Tun-huang ovası) burkancı manastırlarında, gerek klâsik devrin eserleri¬nin istinsahı, gerekse yeni tercüme ve telif eserler ile devam ettirildiğini görüyoruz. Hattâ aynı muhitte Altun Yaruk’un (asıl metin X. yy.’da meydana getirilmiştir) 1687 yılında istinsah edilip basılması, Türkçenin tarihî devrelerini tesbitte ne kadar dik¬katli davranmak gerektiğini göstermeğe kâfidir.
Yazinin tamamini oku →
Rağbet: Derecelenmemiş [?]