'Deneme' kategorisi icin arsiv

Yine Geçip Gittin..

Yazan: Papatya Tuccari Tarih: Kas 29th, 2009 | Kategori:: Deneme

 Yine geçip gittin önümden.Rüzgarın yetti tüm aklımın uçup gitmesine ve ben asırlardır bunu bekliyormuşum gibi binbir coşkuyla izn verdim tüm varlığımın senden sebeb yaşıyormuşcasına sana koşmasına.Açık kumral saçlarına değip geçen hava kadar şanslı olabilmeyi diledi ruhumun herbir parçası.Aslında gitmeliydim yanına birbirinden tedirgin ama hızlı adımlarla.Tutup kolundan çevirmeliydim seni, tam da o anda, bakmalıydım milyonlarca kez keybolduğum ela gözlerine.
 
“Ah! Seni ne çok seviyorum bir bilsen” demeliydim.”Sana aşık olmak için kalbim bnden izin almadı.Sen gelince; aklımın, hafızamın, bilgimin, mantığımın, inancımın beni terketmesini ben söylemedim onlara.Ruhumun beni bırakmama sebebinin sadece ve sadece sen olduğunu her saniye hatırlatması benim elimde değildi.Ve kalbimin senin için attığını, vücudumun yanlızca ve yanlızca senin için nefes alıp verdiğini anladığımda artık çok geçti.Başka insanların ölüm anları için, doğdukları andan itibaren, geri sayan zaman, seni ilk gördüğümden beri yanlızca seni bir kez daha görebilmek için geri sayıyor.Ve diğerlerinin ecelini yaklaştıran her saniye beni sana yaklaştırıyor, biliyorum, diğerlerinin ömründen ömür çalan zaman benim ömrüme ömür katıyor çünkü inan bana yanlızca seni bir kez daha görebilmek için geri sayıyor.Ve seni gerçekten çok seviyorum..seviyorum..seviyorum..”
 
diyebilmeliydim sen mükemmel yüzünü daha da eşsizleştiren şaşkın ifadenle ve ruhumun derinlerinde biryerlere saplanan kirpiklerinin çevrelediğini ela gözlerinle bana bakarken.
 
Ve anlatmalıydım senin her geçişinde kalbime aniden giren ve bildiğim tüm acılardan daha çok acıtan o en çok sevdiğim hissi.”Sana aşık olmak” demeliydim “böyle bişey..” Biliyorum anlatamazdım seni ne çok sevdiğimi ama denemeliydim..
 
Yüzünün her ayrıntısına nasıl hayran olduğumu, küçük burnunun asaletini ve kırmızı dudaklarının ruhuma cehennem azabını hatırlattığını anlatmalıydım.Ellerini oynatırken parmaklarına, yürürken estirdiğin rüzgara, ayakta duruşuna, oturuşuna ayrı ayrı nasıl aşık olduğumu söylemeliydim.”Sana aşık olmak” demeliydim “böyle bişey..”……  
“Ve seni gerçekten çok seviyorum..seviyorum..seviyorum..”      İşte aşağı yukarı böyle yapmalıydım aslında.. Ama yapamadım, söyleyemedim. Sen yine geçip gittin önümden..

Rağbet: Derecelenmemiş [?]


Yazan: sadiye ekiz Tarih: May 24th, 2009 | Kategori:: Deneme

                                           RİYA   SIZISINA ,  ANNE  İLACI

                                                  HER  DEM  GÖZYAŞI

 

Gözyaşı  sen  ,  rahatlatan  ilaçsın. 

Manayı  sırlayan  su,  sevdayı   külleyen  harsın.

Ruhun   Aşk’a  özlemini  ,göz  hapsinden  beraat  ettiren  kârsın.

Beklemeyi   vefadan  sayan  utangaç  bakışların ,  git  deyişleri ,zannı  hakikat  sayıp  serzenişleri  hak  bilişleri, bahane  bulmayı  meziyet  addedip
Yazinin tamamini oku →

Rağbet: Derecelenmemiş [?]


Şiir ve Şairlik Üzerine…

Yazan: Murat Tarih: Ara 3rd, 2008 | Kategori:: Deneme

Şiir ve Şairlik Üzerine

 

Şiir ve şair üzerine; gerek şairlerin kendi poetikaları, gerekse birçok yazarın kaleme aldığı görüşleri, bu işle meşgul olan herkesin malumudur. Duygu ve düşünceler her insanda farklıdır. Dünyadaki mevcut insanların, hepsinin ayrı ayrı fikir ve düşünceleri vardır. Bu duygu ve düşünceler; yaşanan coğrafyaya, iklim şartlarına sosyo-ekonomik duruma göre farklılık gösterebilir.

Şairde doğal olarak yetiştiği çevreden çok etkilenir. Aldığı eğitim görüştüğü konuştuğu muhatap olduğu insanlar, şair ve şiiri üzerinde etkilidir. Ağaçtan düşen yapraktan, Afrika’da açlıktan ölen çocuğa kadar, şairin gördüğü duyduğu yaşadığı her şey onun üzerinde etkilidir. Öyle bir devirde yaşıyoruz ki her gün yeni bir olayla üzülüyoruz. Bu yüzyılda yaşanan acıları toplasak belki dünyanın kurulmasından bu yana dek bu kadar acı görülmemiştir. Bu çağın şairlerine düşense kendi idrak seviyelerini zorlayarak toplumun ve ortak vicdanın sesi olma konusunda ellerinden geleni ortaya koymalarıdır.

Şairler farkındalık düzeyi en yüksek dimağlardır. Şair bulunduğu toplumun ve zamanın sesi münadisidir. Şiirse bu münadilerin herkesi etkileyen hitaplarıdır diyebiliriz. Bu manada şiir ortak bir sestir. Şiiri bu yönüyle ele aldığımızda sanat toplum içindir düşüncesi kuvvet kazanır.

Yine şiir kuvvetli dimağlarca dillendirilen ve yine bu dimağların anlayışına sunulmuş efsunlu sözlerdir. Bu açıdan bakıldığında şiir niteliklidir lakin halkın anlayışını göz ardı etmesi yönüyle popüler değildir veya sanat çevrelerince popülerdir. Böylesi bir durum ise sanat sanat içindir anlayışına destek verir. Fakat şair hem nitelikli hem de popüler yapıda ifadeleri dillendirdiği vakit herkesi kuşatan bir sanat anlayışını yakalayabilir. Bunu yakalayabilmiş nice şairler vardır.

Şiir; insanların ortak his ve fikirlerinin herkesin ifade edemeyeceği tarzda kelimelere dökülmesidir. Şair ortak duygu ve düşünceleri öyle bir sentezle bize sunar ki hayran kalmamak elde değildir. Bu yönüyle şiir herkesin aynı şekilde ifade edemeyeceği bir sunuştur.

Şiir şuurun yansımasıdır. Bu yansıyış şairin his ve fikirlerini ifade gücü nisbetine göre onu diğer şairlerden ayrı tutar. Gerçek manada şiir idrakin yansımasıdır. Şair his ve fikir ufkunu temsil eder.

Şiir belagat sanatının zirvesidir. Az sözle çok şey anlatmak şiire nasip olmuştur. Fakat öyle tek cümlelik sözler vardır ki belki o sözü açıklamak için denizlerin mürekkep ağaçların kalem olması icab eder. Böylesi bir sözde ifadesine göre saf ve has bir şiirdir esasında.

Şiiri şiir olmayandan şairi de şair kalabalığından ayırmak gerekir. Şairlerin ruhlarıyla bir piramid kurulsa zirvesinde çok azı duracaktır. Ölçü ve vezni bilen ve bunu yazdıklarında uygulayan herkese şair denemeyeceği gibi yazdıklarına da şiir diyemeyiz. Hece yazabilen aruzu kullanabilen niceleri var ki yazdıklarına şiir demek abesle iştigaldir. Esasen şiir çok farklıdır. Şiirde ilhamın solukları, farklı ifade tarzı ve efsuni hava hemen kendini gösterir. Çoğu şiire bakıldığında çok çabuk benzeri yazılabileceği düşünülse de çoğu yazılan şiirin kötü bir taklidi olmadan öteye geçemez. Eskilerin müteşair dediği bu tür sözde şairler az değildir.

Şiiri; hecedir, aruzdur, serbesttir diye ayırmak sadece onu şeklen katagorilendirmekten öte bir şey değildir. Hece olsun aruz olsun serbest olsun veya adı her ne olursa olsun yazılanların içeriği sanat ve ifade gücü önemlidir.

Bu yola çıkan her şiir heveslisi “yazdıklarımızla şiir yolculuğunda ne kadar şiirin içerisine girebiliriz? Kalp ve ruhumuzu ne derece geliştirebiliriz? Şiirin ve şairliğin neresindeyim” diye kendini bir teste tabi tutmalıdır. Her yazdığımıza şiire gerçek şiir, kendi kendimize de şair payesini vermemek gerekir. Belki de işin başlangıcında bile değilizdir. Bilgilerimiz tazelendikçe, şiirle ilgili malumatımız arttıkça çok sığ olduğumu fark edebiliriz. Nice şairler var ki gökte birer yıldızdır. Biz onların yanında ancak teleskopla onların mükemmel ifadelerine hayran bir gözlemci olabiliriz belki de. Kendimizde tam olduğuna inanacağımız tek husus şiire olan tutkumuz olabilir.

 

Murat CANBOLAT

Rağbet: 31% [?]


Kelebek

Yazan: sadecegul Tarih: Ara 2nd, 2008 | Kategori:: Deneme, Şiirlerimiz

Kelebek kozasından çıktı artık.
Hala biraz korkak belki ama yakında uçacak…
İlk uçuşlar zordur derler, biliyorum doğru,
Ama düşse de ilk denemede, tekrar ayağa kalkacak…

Geçmişi ardında bırakıp yeniden doğdu kelebek..
Yeni bir dünya, yepyeni renkler…
Denizin çıldırtan kokusu rüzgârlı bir sonbahar günü ciğerlerine doldu
Yanı başında bitiveren taptaze bir çiçek kucağını açmıştı ona, gördü.
Ama yüreğinde hissetmedi sıcaklığını sunulanların…
‘Neler oluyor’ diye düşündü, anlayamadı..
‘Ben bu filmi daha önce de görmüştüm.’ duygusuna kapılıyordu.
İnandırıcı gelmiyordu, sıradandı.
Çiçeğin varlığı hoşuna gidiyordu ama sunulanlar sanki bir tuzaktı..
Yeni bir kozanın örüleceğinin habercisi gibiydi
Ve o, bunu istemiyordu…

Aslında üşüyordu, çiçek sıcaktı.
Üşüyen yüreğini ısıtabilirdi tekrar..
Ama aynı filme dâhil olmak korkusu kelebeğin ona gitmesini önlüyordu.
‘Biraz cesaret’ demişti bir dostu,’Tekrar hissedeceksin.’
 Duygular ölmez sen yaşadığın sürece,
Belki törpülenir zamanla kullanılmadığı için,
Belki paslanır zamanla ama asla ölmez.

Bak kozayı parçaladın, bunu sen yaptın!
Eğer hala güneşin sıcaklığını hissedebiliyorsan,
Papatyaları gördüğünde hala gözlerinin içi gülebiliyorsa
Ve bir yağmur sonrası toprağın kokusunu özleyebiliyorsan,
Sırt üstü yattığında çimenlere bir gece yarısı,
Gökyüzündeki yıldızları saymaya niyetlenebiliyorsan hala
Yalnız bir ihtiyarın gözyaşları içini parçalıyorsa,
Sokakta mendil satan çocukla elindeki ekmeği paylaşabiliyorsan
Ruhun hala yarışmak istiyorsa gökyüzünde uçan martılarla…   Denemelisin…
Hala umut var demektir.
Korksan da tekrar tekrar denemelisin!

Bilmiyordu kelebek, ama deneyecekti..
Önce bir hedef belirlemeliydi kendine.
Bir çiçek miydi yanına gitmek istediği, yoksa güneş miydi?
Tüm sorularının cevabını bulacağı_
Bir hedef olmalı mıydı, sadece öylesine mi çıkmalıydı yola
Ömrünün yetmeyeceğini bile bile
‘Güneşe doğru git’ diyordu içinden bir ses.
‘Hayatın anlamı orada.’
Hiçbir çiçeğin ne rengi, ne kokusu, ne de sana sundukları durdurmamalı seni…
‘Fazla vaktin yok’ diyordu o ses,
 ‘Bir an önce başlamalısın uçmaya’
Ama öte yandan üşüyordu kelebek..
Ve konuşan bir başka fısıltı daha vardı.
Ve o,’Hazine yolun sonunda değil yoldadır.’ diyordu.

Ve kelebek, yola çıkarken hala çok üşüyordu…

Rağbet: Derecelenmemiş [?]


GÜZEL DÜŞÜNEBİLMEK

Yazan: mefail Tarih: Eyl 14th, 2008 | Kategori:: Deneme

                                                       Bazı karamsarlık hastalığı olan  kişiler vardır. İnsanlarla, olaylarla, gelecekleri ile ilgili olabildiğince kötü beklentilere sahiptirler. “Ben çok şanssızım, hiçbir işim yolunda gitmez, çok mutlu zamanlarımda bile mutlaka hemen ardından bir üzüntü yaşarım, güvendiğim insanlardan hep darbe yedim, kimse beni anlamadı, herkes beni kullanmaya çalıştı, neye elimi atsam kuruyor” gibi sözleri sıklıkla kullanırlar. nedir bu insanların problemi? Gerçekten öylemidir?Niye hiçbir işleri yolunda gitmez? Neden hiç kimsede aradıklarını bulamazlar da devamlı şikayet ederler? 

Güzeli aramak güzel görmek ne hoş ne güzel.Güzel düşünen güzel görebilen insan mutlu oluyor.Peygamberimiz ve arkadaşları beraber yürürlerken köpek ölüsüyle karşılaşırlar.Herkes burnunu tutup oradan geçerken nahoş manzara karşısında bile Efendiler Efendisi köpeğin dişlerinin güzelliğinden bahsetmesi . ’’Herkes kendinde olanı açığa çıkarır ’’ demek . Bir cenaze esnasında cenazeyi taşıyanlardan biri Peygamberimize dönerek:
-Ey Allah’ın elçisi! Bu cenaze çok ağır” der.
“Sevapları çok dur, bu yüzden ağırdır” der.
Bir başka zaman ise taşıdıkları cenazenin çok hafif olduğunu söyleyenlere Peygamberimiz şu muhteşem cevabı verir:
“Günahları az olmalıdır, bu yüzden hafiftir.”
Her baktığımız şeyde güzellikleri görebilmek, güzel ve olumlu düşünmek hem güzel konuşma ve davranmayı sağlar hem de kendi kendimize pozitif enerji üretmemizi ve mutlu olmamızı sağlar. Bu nedenle güzel konuşmanın ilk şartının güzel ve olumlu düşünmek olduğunu belirtelim.
”Güzel gören güzel düşünür;güzel düşünen hayatından lezzet alır”…

insan söz ve davranışlarının temelini oluşturan temel unsur düşüncedir. Düşüncenin güzel ve doğru olması söz ve davranışlarımızın da yönünün belirleyecektir. Bunun için öncelikle güzel düşünmeye kendini alıştırmalıdır insan.
Atalarımız “Eğri ağacın doğru gölgesi olmaz” derler. Kötü ve yanlış düşünceye sahip bir insandan güzel ve doğru söz, davranış beklemek iyimserlik olur. İslam’ın bizlere her daim “Hüsnü zan/güzel düşünmeyi” emretmesidir. Aslında bütün dertler benimi bulur diyenlerin dertleri, normal insanların dertlerinden çok da fazla veya farklı değil.Demek ki problem bu kişilerin yaşadıkları olaylarda değil, olayları yorumlama biçimlerinde.Güzel, sevindirici bir olay yaşadıklarında dahi olabildiğince olumsuz yönlerini görüyor yada “bekleyelim bakalım, mutlaka altından bir terslik çıkar” diyebiliyor.

Evet işin püf noktası olayları çarpıtarak yorumlamak, her şeyi “kara bir gözlükten” görmek, olumsuz beklentiler içinde olmak ve moralini bozup kötü olayları da bir anlamda davet etmek. Kişinin kendisi ile, Çevresi ile, geleceği ile ilgili karamsar yorumları, mantıksız beklentileri, mutsuzluğunun sebebidir.

Rağbet: 8% [?]


  • Şair-Edip

    Get the Flash Player to see the slideshow.
  • çevrim içi

  • Ne Var Ne Yok