Edebiyat Mevsimi Dört Mevsim Yaşanır » Deneme
Friday, September 3, 2010

‘Deneme’Kategorisi için Arşiv

Ey Hayattt

24 Ocak 2010

guldestey

Yazan: guldestey

Kategori: Deneme, Edebiyat, Nesir

Etiketler: , , ,

Geceydi güneşten çok uzaklarda sevdalar yaşanıyordu avuçların içinde

Dar mekanların nasılda içsel bir yalnızlığı olurdu eskimiş duyguların içinde

Yalnızlık dedim de ben de yalnızım eyyy kahır beni de yalnız bıraktılar.

Oynaş düşlerin kucağında, soğuk kaldırımların yüzünde ısıttığım hislerimden; hislendim de karardı aniden gökyüzü

Kara bulutlar mı yüreğime yansıyan; yoksa yüreğim mi göğü karartan seçemedim.

Sanmam ki bu bulutlar bana yapışıp üzerime yağsın. Temizlesin beni kullanılmış çıplak aşklardan.

Ey hayat sözüm sana sen kayıp gittin ellerimden ama bir tanecik aşkı yitik sevdaların kayıtlarından düşüremedim hesabıma. Sen beni bitirmeye yettin ama ben düşlerime sahip çıkamadım. Yaşanmamış hikayelerimi bu soğuk İstanbul gecesine adıyorum ve kadehimi kaybolmuş yıllarıma, sönmüş yıldızlarıma adıyorum. İçmeden sarhoş olduğum kayıp yüzlerin peşinde bırakıyorum aradığım bütün bozkır rüzgarlarını. Artık uçmak hayallerimi süslemiyor. Tatlı sevişmeler değil hatıralarımın zorladığı beni .. anlı ansız iç çekişlerim kriz belirtisi değil ama pişmanlıkta değil.

Heyyy hayat üzerine alınma sana da kızgın değilim benim çekemediğim kendim her zaman düştüğüm derin Yusufluğum.

Ne Leyla olmayı becerebildim ne de mecnun makamının adını anmayı hak ettim. Sızlanmam hep boşuna biliyorum ; biliyorum nafile serzenişlerim kendime bile

Bende hataperestim. Bende enelhakkın içinde buğday tanesi olmak isteyen ot muyum saman mıyım tane miyim; zamansızım,asılsızım,anlamsızım. Çarpık duyguların girdabında sonsuzluk kelimesinin büyüsüyle başı dönen ser sefil bahtsızım.

Sorgusuz inandığım tağutların kurbanıyım, kansız dumansız. Yaşanmış ama yaşarken paslanmış solukların acısını hissediyorum düşen gözyaşlarım çarptıkça ruhumun benliğine…

Belki de bu ağladıklarım ağlayamadıklarımın acısınıda çarpıyor yüzüme .bir türlü hazmedemiyorum yenilgiyi ey hayat kahpe kahırla birlikte de olsan yinede bir ben var benden de içerde beni kandırmış olabilirsin ama inandığım hissettiğim sevdiğim biri var seni Ona öyle bir havale ederim ki bu bir meydan okuma …

Belki de son çarem senin le başa çıkabilmek için ne dersin kızıl baharlar gökyüzünü kapladığı ovaların yeşil ırmaklarla dolup taştığı keçilerin boynuzlarıyla saklandığı bir yerlerde karşılaşırmıyız.

Ey hayat savaşıyor muyum seninle yaşıyor muyum anlayamadım.

Sen ve ben ve gökyüzünde yağan gözyaşlarım sarhoşmuyum yoksa aklımı mı yitirdim şiir gözlü yağmur yüzlü çamur sözlü bu şehri İstanbulda…

Rağbet: Derecelenmemiş [?]

Macera

12 Aralık 2009

guldestey

Yazan: guldestey

Kategori: Deneme, Nesir, Serbest

Etiketler: , , ,

Sensiz ezanları okunuyor bu şehrin bir sabah daha ışıklarını savuruyor pervasızca ama gönlüm kapkaranlık iklim ise buz… ben etrafına bakınıp bişey göremeyen ağma bir serkeş ne yana baksam koyu bir karanlık sarmış heryanımı çıksam çıkamam istesem güç bulamam dermanı kalmamış yaralı ;sefil ömrümün. Birer derviş olsa şu konan damlardaki güvercinler hepsi toplaşıp uçursa beni kafdağının eteklerine, ahhhh derbeder gönlüm hazan mevsimi topla bakalım ne bulursan bu bahçelerde. Senin nasibin buymuş ne yapar sana kader galu belada almış tadını elmanın ,söyle neye yarar bu kadar serzenişler. iSter mecnun say kendini istersen derbeder sonun hüsran gözüküyor var mı elinden bir gelen ya da duyduğun bir haber.

Arkana bakma mazi kurtarmaz olsan da en ala yar sana gerek aklı selim bekleme göndermez bir kurtarıcı HAYY.

Ara bakalım ne buldurur Mevla susuz ve uçsuz umman diyarlarında sen ki varlığının olması gerekirken doruk noktasında düştüğün şu hal var mıdır ki bir başkasında. Hani nere kaldı verdiğin onca sözler unutup yetirdin yok artık sende olan şanlı izler ; hızlı koştun çabuk yoruldun bumuydu yapacağın sonsuz işler ,kendine gelmek için bekle bakalım nereye kadar götürür senı bu gidişler…arzular durmaz fısıldar elbet kulağına binbir türlü gidişler…

Koşmaktan yorulduğunda bak arkana anla gerçekleri. Seçemediğin bir fark var oda kendinde gizli, sana kalmış mutluluğun çizmek resmini ; uyma şeytana tıka kulaklarını salaş sevdalara.
Seni bu hale kim getirdi bilmem ki eyy biçare gönül kurtar desen elimde yok sana göre bir formül. Yaptırdı yapacağını yine sana şahsı malum unutma kapılar var açık ardına kadar senin elinde her şey yeterki sen iste kabul etsin Yaradan…hiç zaman geçirme boşa, bak kalmıyor elinde bir sermayelik harman.

Yorulduğunda hatırla nasıl başlamıştı maceran nereden nereye getirdi seni bir anlık heves ve hevan. 40 yıl senin payına düşen istemezsen pes et hemen; yakışan ne ise bir düşün ,can bedeninde verilen istenir elbet gelince vaad edilen saklı tutsaydın muhteşem hazineni çalmak istemezlerdi vermeden aman . rengarenk çiçeklerin kokusuna kapılıp kelebeklere sattın koca bir ömrü. Artık çareyi bul ;ara da bul bulabilirsen bulmadan seni arayan.

Rağbet: Derecelenmemiş [?]

İstediğin buysa beklentisizim işte

12 Aralık 2009

guldestey

Yazan: guldestey

Kategori: Deneme, Nesir, Serbest

Etiketler: , ,

Geleceğini bilsem sabaha kadar beklerdim bu bank taburesin de; ama biliyorum ki gelmeyeceksin.

Ne gecenin üşüten koyuluğu,ne sisli gökyüzü ne de donuk bakışlar korkutamazdı beni.

Beni çaresizliğim ve hüsrana uğrayışım korkuttu. Beklememeliydim senin gelmeni yıkılırdı sevgi adına inandığım her şey,kurduğum dünyanın bütün mavilikleri ve yeşil adına var olan bütün güzellikler yiterdi,kaybolurdu birden yarınlarım,

Yalnızlığımın kollarında umudum yok olurdu. Bir nefesti sakladığım düşlerimde, srükleyerek günleri ardımda devire devire , benimsettiğim bir soluktu ismin hece hece.

Kalpsizlerin ve vicdansız zihinlerin yaşantısından koparılmış bir hayattı seninkisi; İpsiz kuyuların hezeyanında bir çığlıktı ruhun…

Sukunet dolu bakışların naif dokunuşların esiri oldu birden sakinleşti depdebeli ömrün. Köhne adetleri yıktı ama enkazında kalarak mahvoldu içimdeki nadide masumluğum. Derin derin sarsılmıştım, acı gerçeklerdi boğazımda sıkışıp kalmış cümlelerin yüzü asık hikayeleri..

 

Beklememeliydim seni ; unutarak umarak temenni ederek olmayacak bilmeliydim. Bir yangındı bu alev almayan bir maddeden yapılmamıştı üstelik kalbim.

 

Kırmızı bulutların altında uzanan can ellerini beklememeliydim.ne zamanki kaybettiğimi haykırdım kendime, ölümü ölçtüm kefenime ,hayatı doldurdum da heybeme gitmeliyim….

Dönüşü olan virajlar olur elbet sevdaya adanmış adımlar gelir elbet, sonu gelen masallar yaşanır zannet;hergüne bir mutluluk düşerse şayet ; seni beklemediğim gün benim günümdür bu böyle bil bir ömür..

Rağbet: Derecelenmemiş [?]

SIRRI EDA

05 Aralık 2009

sadiye  ekiz

Yazan: sadiye ekiz

Kategori: Deneme

Etiketler:

 

SIRRI  EDA

Ben ;  bir   uçurum,  gölgelerin  seyrinde.  Ben ; bir   şehzade  bedenin  çehresinde.  Ben; bir  günah  çıplağı.  Hullesi  ruhun  dimağı. Hakka  kaçan  ak  küheylanı ,ben; kahreden  zavallı. Ve  ben ;  bir  seyehat,  inşiraha  giden  dününden. 

Ben  ;  bir  ahu,  sorgulayan  zihinde.  Cebrin  her  safhası  bile  sehl  olur , akıl  çemberinde. Nefs , sual  sual   abıçeşm  ile  cevaba   düşünce ,  akıbet  âyân  ;  ben,   O’nun  sanatında  sehl-i  mümteni   bürhan.  Nefs,  çirkinliğin  çamuru,  her  yana  sıçrayıp  duran. Cemil  ‘in  tane  tanımayan  gölgelerine , lutf  ile  çizdiği  ihsan.   Ve  nefs  “ben”  diyen  cihan.    

Ben ;  imtihanı  kaybetmeye  meyilli  irade. Nefs,  bilirim  cahili , evvelinde.Efendisine  kardeş ,üstadına  talebe  ,hocasına  dershan  sanisinde.   Salise  ermeyen  âhirinde, noksansıza  dönük; boynu  bükük, alnı  toprak  , fikri  pak,  gönlü   hakk…

Arzusuna   vuslat  için  sızlanan   yürek. Acziyetin  merkezinde ,  avuç  açan  ellerde  dilek. İtminan-ı kalp, ah u enin ,  münasip  hakir  nefse .  

Ben,  acziyete  ait  ahvalin zıddıyyla  ayna  O’ na.  Doğmasıyla ;   ezele,  duymasıyla ;  zerrelerin  isteğini  işitene,  gözleriyle;  kalbin  her  anını “ Ben  orda  mıyım? “ sualiyle  yoklayana  ,  acziyle;  her şeyi   kabza-i  tasarrufunda  kılana ,  fakrıyla ;  her  zenginliğin  varisi  olana  âyine.

Ben  ; takvim ,  Sani’in  ruh  izinli  duyurusundan.  İyiliğin   verilmesinden   sonra , doymak  bilmeyen  hayır  yaprakları  çevrilen.

Ben,  nimetlerin  açlığında  uslanmış  afacan. Sade  tad  almayı  tercih  edişle ,  sonu  yok  âlemde  izzete  eren   can.

Nefs  ,  ölüm  sancısına  dost  ,  “Ey  Sevgili”  hasretinde.

Ben ; nağme  sera  , Hu  dilinde ,sueda. Nefs  ; ben   ve   ben ; hu  cezbesinde  , sırrı  edâ.

                                                                                                                                         S.E.

Rağbet: Derecelenmemiş [?]

Her Görüşte AŞK

02 Aralık 2009

Papatya Tuccari

Yazan: Papatya Tuccari

Kategori: Deneme

Etiketler:

  Hep aşkın birgün gelip kapımı ansızın çalmasını bekledim.. O an geldiğinde düşünmek için zamanım olmayacaktı seçme şansım olmayacaktı hayatımın aşkına ilk görüşte bağlanacaktım.. Aşk kapımı tıkladığında “tık..tık..tık..” ben hazırlıksız olacaktım bir anda görünce onu karşımda tüm dünyam karışacaktı gözlerim büyülenecekti başka hiç birşey düşünemeyecektim karnıma bir ağrı girecekti ellerim soğuyacaktı ve “aşık olduğumu” farkedecektim.. Ama nerden bilebilirdim aslında aşkın zaten evimin içinde olduğunu zaten çoktan içeri girmiş olduğunu? Kapıyı çalmamıştı çalsaydı bilirdim hep bunu düşünmüştüm o anı beklemiştim ama çalmadı.. belkide ben kapıyı açık unutmuştum..
 
   Sen benim için yeni değildin zaten üç senedir yanımdaydın.. Ama seni sevdiğimi aslında yavaş yavaş anladım.. hiç kapı tıkırtısı olmadan sessizce içeri süzülen rüzgar gibi yada pencereden içeri giren sonbahar yaprağı gibi.. Sen benden biriydin hep hoştun hep güzeldin ama hayalimdeki aşk böyle değildi.. Seni her gördüğümde saniyeler yavaşlıyor evet dünyam karışıyor kalbim hızlanıyor ama ilk gördüğümde değil “her gördüğümde”..
 
  Aşk kapımı çalmadan giren komşum gibiymiş meğerse hep gelirmiş ama artık o benden biriymiş farketmemişim… Şimdi anladım ve her kapı tıkırtısını duyuyorum “tık..tık..tık..” her gün onlarca kez gelen tanıdık yine geldi.. Ama bu sefer farklı çünkü ben onu her gelişinde ilk gelişi gibi karşılıyorum .. Seni her gördüğümde ilk görüşte aşkı yaşıyorum..

Rağbet: Derecelenmemiş [?]

Oysa Gittiğinde..

30 Kasım 2009

Papatya Tuccari

Yazan: Papatya Tuccari

Kategori: Deneme

Etiketler:

Sen…
 
   Senin kokun, benliğimi saran bir uyuşturucu gibiydi. En renkli, bahar çiçeklerinin kokusu vardı sende.En tatlı yaz meyvelerinin.. Seni öyle deli dolu sevmiştim, öyle renkli, öyle canlı.. Ve sabahları ciğerlerimi dolduran taze çimen kokusu, yağmura doymuş toprak.. İşte öyle doğal sevmiştim, öyle taze..
 
                                                         Oysa gittiğinde bir daha nefes alamamayı dilemiştim..
 
   Senin sesin, kainattaki en hoş melodiydi. Beethoven’ın -Violin Romance- ı kadar yumuşak, Farid Farjad’ın -Dejad Gity- si kadar hüzünlü ve Marquez Arturo -Danzon No.2- deki obua kadar dokunaklıydı. Senin kahkahalarında en canlı İspanyol parçalarını duyardım. Bir piyanistin fildişi tuşlara dokunması gibi bir ney üstadının üflemesi gibi.. Nasıl, bir neyin içine giren hava kor gibi çıkıyorsa kulaklarımdan giren sesinde öyle yakıyordu içimi. Kadife kaplı sesin..
 
                                                         Oysa gittiğinde bir daha hiçbir şeyi duyamamayı dilemiştim..
 
   Senin gözlerin, içine kelimelerimi sığdıramayacağım kadar dar ama içinde sonsuza kadar kaybolacağım kadar uçsuz bucaksız.. Kahverenginin en büyüleyici kıvamı.. Simsiyah bir sonsuzluktu gözlerinin ortası ve onu saran fındık kabuğu. Nasıl olabilirdi bu? Ama olmuştu işte. Sonsuzluk bir anda kendimden daha somut olmuştu. Gözlerine her baktığımda apaçık görebiliyorken sonsuzluğu, nasıl inanabilirdim onun soyut olduğuna?
 
                                                         Oysa gittiğinde bir daha hiçbir şeyi görememeyi dilemiştim..
 
Gittin. Gittin ve beni burada bıraktın. Üstelik farkında da değildin benden ayrıldığının..Beni gerçek manada hiç farketmemiştin..
 
       Hâlâ nefes alabiliyorum, duyuyorum en gereksiz sesleri dahi ve görüyorum en boş yüzleri.. Neden mi? Çünkü içimdeki umudu öldüremedim. Bekliyorum geleceksin. Geldiğinde kokunu alabilmem için nefese ihtiyacım olacak. Ruhumu şâd eden sesini duyabilmek için ve o enfes gözlerine bakabilmek için … yaşıyorum …
 
      Sen gittiğinde tüm saatleri durdurmuştum ve geldiğinde tekrar başlamaları için izin vereceğim. Hiç gitmemiş gibi ol diye..

Rağbet: Derecelenmemiş [?]

Yine Geçip Gittin..

29 Kasım 2009

Papatya Tuccari

Yazan: Papatya Tuccari

Kategori: Deneme

Etiketler:

 Yine geçip gittin önümden.Rüzgarın yetti tüm aklımın uçup gitmesine ve ben asırlardır bunu bekliyormuşum gibi binbir coşkuyla izn verdim tüm varlığımın senden sebeb yaşıyormuşcasına sana koşmasına.Açık kumral saçlarına değip geçen hava kadar şanslı olabilmeyi diledi ruhumun herbir parçası.Aslında gitmeliydim yanına birbirinden tedirgin ama hızlı adımlarla.Tutup kolundan çevirmeliydim seni, tam da o anda, bakmalıydım milyonlarca kez keybolduğum ela gözlerine.
 
“Ah! Seni ne çok seviyorum bir bilsen” demeliydim.”Sana aşık olmak için kalbim bnden izin almadı.Sen gelince; aklımın, hafızamın, bilgimin, mantığımın, inancımın beni terketmesini ben söylemedim onlara.Ruhumun beni bırakmama sebebinin sadece ve sadece sen olduğunu her saniye hatırlatması benim elimde değildi.Ve kalbimin senin için attığını, vücudumun yanlızca ve yanlızca senin için nefes alıp verdiğini anladığımda artık çok geçti.Başka insanların ölüm anları için, doğdukları andan itibaren, geri sayan zaman, seni ilk gördüğümden beri yanlızca seni bir kez daha görebilmek için geri sayıyor.Ve diğerlerinin ecelini yaklaştıran her saniye beni sana yaklaştırıyor, biliyorum, diğerlerinin ömründen ömür çalan zaman benim ömrüme ömür katıyor çünkü inan bana yanlızca seni bir kez daha görebilmek için geri sayıyor.Ve seni gerçekten çok seviyorum..seviyorum..seviyorum..”
 
diyebilmeliydim sen mükemmel yüzünü daha da eşsizleştiren şaşkın ifadenle ve ruhumun derinlerinde biryerlere saplanan kirpiklerinin çevrelediğini ela gözlerinle bana bakarken.
 
Ve anlatmalıydım senin her geçişinde kalbime aniden giren ve bildiğim tüm acılardan daha çok acıtan o en çok sevdiğim hissi.”Sana aşık olmak” demeliydim “böyle bişey..” Biliyorum anlatamazdım seni ne çok sevdiğimi ama denemeliydim..
 
Yüzünün her ayrıntısına nasıl hayran olduğumu, küçük burnunun asaletini ve kırmızı dudaklarının ruhuma cehennem azabını hatırlattığını anlatmalıydım.Ellerini oynatırken parmaklarına, yürürken estirdiğin rüzgara, ayakta duruşuna, oturuşuna ayrı ayrı nasıl aşık olduğumu söylemeliydim.”Sana aşık olmak” demeliydim “böyle bişey..”……  
“Ve seni gerçekten çok seviyorum..seviyorum..seviyorum..”      İşte aşağı yukarı böyle yapmalıydım aslında.. Ama yapamadım, söyleyemedim. Sen yine geçip gittin önümden..

Rağbet: Derecelenmemiş [?]