Yazan: guldestey Tarih: Ara 16th, 2009 | Kategori::
Şiirlerimiz
Bu gece hüzün yağıyor yüreğime
Karası çalınmış gözümün üstüne
Hayat senin getirdiklerin bende saklı
Silinmez izlerin birçoğunu taşıyorum üzerimde
Bu gece hüzün yağıyor yüreğime
Sebepsiz ayrılıkları bitiremedim yeni açmış
Gül fidelerinde çiğ izleriyle
Kahrolası düşman
Amansız ,zamansız,acımasız,
Sızlayan benmiyim dünyamı bu gidişattan
Şikayetlerimin ne değeri var
Anlayamadığım hüzün yağarken üzerime
Sırılsıklam bir ömür benimkisi
Anlamsızlığın doruklarında duygusuzluğun burcunda
Sen misin inadına yaşamak isteyen
Sen misin inadına bitirmeye çalışan sahte aşkları
Sen misin yaşanmamış öyküleri canlandıran bir dokunuşla
Uğraşma bu cilveli yalnızlık senin
Senin bu işveli yaşlı sevdalar
Senin işte senin….
Rağbet: Derecelenmemiş [?]
Yazan: snnkarakas Tarih: Ara 16th, 2009 | Kategori::
Şiirlerimiz
|
Bildiklerin senindir,
Bilmediğini ara,
Bilmediğin olmasın,
Senin içinde yara,
Bilmediğin her şeyin,
Yararlarını tara,
İlim tüm insanlığın,
Elbette yitiğidir,
Bilinen her yeni şey,
Yalnız keşfettiğidir,
Doğrulat bildiğini,
İşin uzmanlarına,
Biliyorum diyerek,
Sığınma ısrarına,
Bugün olmazsa bile,
Lazım olur yarına,
İlim tüm insanlığın,
Elbette yitiğidir,
Bilinen her yeni şey,
Yalnız keşfettiğidir,
Bilenle bilmeyenler,
Nasıl müsavi olsun,
Sorumluluk sahibi,
Nasıl uzakta dursun,
İnsan hiçbir şey için,
Diyemez hele kalsın,
İlim tüm insanlığın,
Elbette yitiğidir,
Bilinen her yeni şey,
Yalnız keşfettiğidir, |
| |
|
Sinan Karakaş
|
Rağbet: Derecelenmemiş [?]
Yazan: guldestey Tarih: Ara 12th, 2009 | Kategori::
Şiirlerimiz
Neden sen sin gözümün önünden bir türlü gitmeyen
Neden sensin kulaklarımda ezan sesleriyle direnen
Neden sensin inadına yaşamak diye naralarla bilinen
Neden sensin umutlar bağlanılıpta bir türlü elde edilmeyen
Neden sensin üzerinde bu kadar oyunlar oynanan
Neden sensin ağlaması rüzgarlar estiren ;
Tebessümü bütün yurda yayılan
Neden sensin çiçekleri bile konu olan şarkılara
Neden sensin aşkları tükenmeyen kaldırımlarda
Neden sensin geceleri sönmeyen ışıkların şehri
Söyle neden sensin bu kadar kıskanılan
Küçük bir köydü seninde de damarında varolan
Sonra bir cümle hatıramda “fethi en güzel olan”
Birde “fethedenin güzelliği” var mazide kalan
Bir toplum seninle avundu ;son kalesiydin her zaman
Çağları kapadın; candan tatlıydı bir nefes havan
Her tepede kıyamete kadar bekleyen serdarların;velilerin
Uçan kuşların kanadında bütün hazinelerin
Birbirine bu kadar uzak görünse de hiç bitmeyecek gönül erlerin,;
Sen İstanbul nazlı ve endamlı şehir var mı ki bir benzerin
Nice güzeller var senin kadar şanlı değil
Nice dağlar var senin kadar alımlı değil
Nice köyler var senin kadar sıla değil
Nice yerler var ama adı İSTANBUL değil
Senin adın bir rakı kadehinde; kokuşmuş ruhların
Islak yanaklardan süzülen cümlelerinde
Senin adın Mimar Sinanın ellerinde
Senin adın Fatihin göz bebeğinde Akşemsettinin düşünde
Senin adın Eyyüp (a.s.)’ın alev alev gönlünde
Senin adın Hazerfanın kanatlarında
Senin adın adaların ıslık sesinde
Senin adın denizin en akıntılı yerinde
Senin adın öyle bir yerde, ne kelimeler yeter
Ne bendeki istek anlatmak için ,nafile
İstanbul desek sadece
Ne şairiz ne mecnun bir kendini bilmez bu şehirde.
Rağbet: 16% [?]
Yazan: guldestey Tarih: Ara 12th, 2009 | Kategori::
Deneme,
Nesir,
Serbest
Sensiz ezanları okunuyor bu şehrin bir sabah daha ışıklarını savuruyor pervasızca ama gönlüm kapkaranlık iklim ise buz… ben etrafına bakınıp bişey göremeyen ağma bir serkeş ne yana baksam koyu bir karanlık sarmış heryanımı çıksam çıkamam istesem güç bulamam dermanı kalmamış yaralı ;sefil ömrümün. Birer derviş olsa şu konan damlardaki güvercinler hepsi toplaşıp uçursa beni kafdağının eteklerine, ahhhh derbeder gönlüm hazan mevsimi topla bakalım ne bulursan bu bahçelerde. Senin nasibin buymuş ne yapar sana kader galu belada almış tadını elmanın ,söyle neye yarar bu kadar serzenişler. iSter mecnun say kendini istersen derbeder sonun hüsran gözüküyor var mı elinden bir gelen ya da duyduğun bir haber.
Arkana bakma mazi kurtarmaz olsan da en ala yar sana gerek aklı selim bekleme göndermez bir kurtarıcı HAYY.
Ara bakalım ne buldurur Mevla susuz ve uçsuz umman diyarlarında sen ki varlığının olması gerekirken doruk noktasında düştüğün şu hal var mıdır ki bir başkasında. Hani nere kaldı verdiğin onca sözler unutup yetirdin yok artık sende olan şanlı izler ; hızlı koştun çabuk yoruldun bumuydu yapacağın sonsuz işler ,kendine gelmek için bekle bakalım nereye kadar götürür senı bu gidişler…arzular durmaz fısıldar elbet kulağına binbir türlü gidişler…
Koşmaktan yorulduğunda bak arkana anla gerçekleri. Seçemediğin bir fark var oda kendinde gizli, sana kalmış mutluluğun çizmek resmini ; uyma şeytana tıka kulaklarını salaş sevdalara.
Seni bu hale kim getirdi bilmem ki eyy biçare gönül kurtar desen elimde yok sana göre bir formül. Yaptırdı yapacağını yine sana şahsı malum unutma kapılar var açık ardına kadar senin elinde her şey yeterki sen iste kabul etsin Yaradan…hiç zaman geçirme boşa, bak kalmıyor elinde bir sermayelik harman.
Yorulduğunda hatırla nasıl başlamıştı maceran nereden nereye getirdi seni bir anlık heves ve hevan. 40 yıl senin payına düşen istemezsen pes et hemen; yakışan ne ise bir düşün ,can bedeninde verilen istenir elbet gelince vaad edilen saklı tutsaydın muhteşem hazineni çalmak istemezlerdi vermeden aman . rengarenk çiçeklerin kokusuna kapılıp kelebeklere sattın koca bir ömrü. Artık çareyi bul ;ara da bul bulabilirsen bulmadan seni arayan.
Rağbet: Derecelenmemiş [?]
Yazan: guldestey Tarih: Ara 12th, 2009 | Kategori::
Deneme,
Nesir,
Serbest
Geleceğini bilsem sabaha kadar beklerdim bu bank taburesin de; ama biliyorum ki gelmeyeceksin.
Ne gecenin üşüten koyuluğu,ne sisli gökyüzü ne de donuk bakışlar korkutamazdı beni.
Beni çaresizliğim ve hüsrana uğrayışım korkuttu. Beklememeliydim senin gelmeni yıkılırdı sevgi adına inandığım her şey,kurduğum dünyanın bütün mavilikleri ve yeşil adına var olan bütün güzellikler yiterdi,kaybolurdu birden yarınlarım,
Yalnızlığımın kollarında umudum yok olurdu. Bir nefesti sakladığım düşlerimde, srükleyerek günleri ardımda devire devire , benimsettiğim bir soluktu ismin hece hece.
Kalpsizlerin ve vicdansız zihinlerin yaşantısından koparılmış bir hayattı seninkisi; İpsiz kuyuların hezeyanında bir çığlıktı ruhun…
Sukunet dolu bakışların naif dokunuşların esiri oldu birden sakinleşti depdebeli ömrün. Köhne adetleri yıktı ama enkazında kalarak mahvoldu içimdeki nadide masumluğum. Derin derin sarsılmıştım, acı gerçeklerdi boğazımda sıkışıp kalmış cümlelerin yüzü asık hikayeleri..
Beklememeliydim seni ; unutarak umarak temenni ederek olmayacak bilmeliydim. Bir yangındı bu alev almayan bir maddeden yapılmamıştı üstelik kalbim.
Kırmızı bulutların altında uzanan can ellerini beklememeliydim.ne zamanki kaybettiğimi haykırdım kendime, ölümü ölçtüm kefenime ,hayatı doldurdum da heybeme gitmeliyim….
Dönüşü olan virajlar olur elbet sevdaya adanmış adımlar gelir elbet, sonu gelen masallar yaşanır zannet;hergüne bir mutluluk düşerse şayet ; seni beklemediğim gün benim günümdür bu böyle bil bir ömür..
Rağbet: Derecelenmemiş [?]
Yazan: Ömer Ekinci Micingirt Tarih: Ara 9th, 2009 | Kategori::
Şiirlerimiz
Şehit
Rengin dolaşırken yaşar ölüler
Görmez gözlerimi erittin şehit
Bir siyah şafakta, döküldü güller
Firdevs’in içinde yer ettin şehit
İkmal meltemini ve ışığını
Bu titrek gönlüme verdin uzaktan
Kaputun mor pembe kırışığını
Toprağa sarılıp yâr ettin şehit
Artık her gam bana sensiz ar olur
Dökülen her damla bahtiyar olur
Yeniden, yeniden nevbahar olur
Sen beni var ettin var ettin şehit!
09.12.09 Bursa
Ömer Ekinci Micingirt
Rağbet: Derecelenmemiş [?]
Yazan: snnkarakas Tarih: Ara 6th, 2009 | Kategori::
Şiirlerimiz
İnsan insan olduğunun farkına vardığında,harekete geçecektir sağ duyusunun sesi,
Sağ duyu sahipleri birleştiğinden, ortaya çıkmıştır elbet insan hakları beyannamesi,
Güçlülerin işine gelmez, kabul etseler de uygulamazlar, belli olur mu zulmün adresi,
İnsan hakları beyannamesi, boş şey değil o fıtratın sesi, ilgilendirmelidir herkesi,
Adem’(A.S.) den Muhammed’e(S.A.V.) kadar gelen ilahi hitaplar da, birer İnsan hakları beyannamesi,
Birleşmiş Milletlerin kabul ettiği beyanname, kutsal kitapların günümüze çevirisi,
Ya İbrahim’(A.S.) in sesi, ya İsa’(A.S.) nın nefesi, veyahut da Muhammed(S.A.V.) Peygamberin veda hutbesi,
Bu konuda zulmedenlerin veya zulümde ısrarcı olanların, zordur elbet hesap vermesi,
Hesap gününe inanıyorsa eğer zulmedenler, hesaba gitmeden gerektir tevbe etmesi,
Zulüm ilelebed payidar olmayacaktır, bir gün gelecek onun da kesilecektir nefesi,
Hakka inananların da her ahval ve şeraitte, mazlumların yanında çıkmalıdır gür sesi.
Rağbet: Derecelenmemiş [?]