Ağustos 2009 iin arsiv

Gönlümün Dilberine

Yazan: Murat Tarih: Ağu 30th, 2009 | Kategori:: Şiirlerimiz

Saldım kendimi aşkın engin derinliğine,
Dudağından bir bade içersem kanar mıyım?
Meftunum bakışının dingin serinliğine,
Yüreğine destursuz girersem yanar mıyım?
Ömrümün gülü sensin her an yâdın nihanla,
Kalbime huzur gelir bengisu rayihanla,
Değişmem saç telini dilber dolu cihanla.

Teninde gezen rüzgâr ilkbahara sürükler,
Elin nereye değse filizlenir zarafet.
Zamanın iç çekişi sevdamızı körükler,
Göz değmedi dengine, doğmadı böyle âfet.
Tarifsiz güzelliğin fevkinin fevkindesin,
Her dem canıma yoldaş; ruhumun şevkindesin,
Sinemi aydınlatan mehtabın şavkındasın.

Avunup hayalinle, geceden taşıyorum.
İnşiraha eserken; ağlar mı tende hazan?
Her mevsim ikliminde, sevgini yaşıyorum.
Bu ne büyük lütuftur; sultanı bende yazan.
Sana köle olmaktan bahtiyarım gül peri,
Sensin derdime derman sensin gözümün feri,
Şahikamsın bir tanem ben aşkının neferi.

Zümrüt bakışlarınla, huzur verir varlığın.
Gözlerimde tüllenen, yakut gamzeli hülyam.
Gönlümün gülü sensin, daim olsun yârlığın.
Yokluğun azap bana başlar ruhumda kıyam.
Varlığın özlemimken, olmasan ne ederdim;
Benliğin girdabına kapıldım arttı derdim,
Bir tek tebessümüne her bedeli öderdim.

Sonsuzluk bestesini ruhumda dinleyerek,
Ulaşsam visalinin aydınlık cennetine.
Sarıldım hayaline sessizce inleyerek,
Bırakma hicranının sensizlik cinnetine.
Yeşersin asil sevdam çiçeklerle rengârenk,
Filizlensin içimde firdevs buğulu âhenk,
Muradın muradımdır; lûtfun cennetlere denk.

Gönlümün Dilberine

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Rağbet: 8% [?]


BABAM’a …

Yazan: ayten Tarih: Ağu 21st, 2009 | Kategori:: Edebiyat, Hikaye, Mektup, Nükte, Roman

Sana anlatmak istediğim bunlar değildi aslında.

sana hiçbir zaman Anneme basmadan çiçekli
bir etek aldıgın bir gün…
bana niye birşey almadın diye kafamı
kucağına koyup
ağlamak istediğimi söyleyemedim….
Babam olmanı istediğimi,hayatın acemisi olduğum için
beni sürekli koruyup kollaman gerektiğini
çogu kez beni korkuttuğunu..
dinlediğin o türküleri hiçbir zaman
sevmediğimi sandıgını
aslında hep hislendigimi ve aklıma sadece
kirli kot pantolonlar esliginde
misafir odasına dalmaktan her devasında
kendıme senin bana kızdığından
daha cok fazla kızdıgımı,bir gün senın
şüpheyle yegenımı
bana emanet ettıgınde aslında onu bir çin vazosu
taşıyormuşum gibi
sürekli dikkatli olduğumu,seni çok sık hastalanan
bir tavşana benzettiğimi
benden önce hayatımıza giren
(kızım onlar senin kardeslerin ama )
dedıgın insanları düşünürken en çok süreyi aslında
bana ayırmanı istediğimi,bir zamanlar severek giydiğin
ama aldığın ani bir kararla artık eskisi kadar
yakışmadığını düşündüğün ve gardrobunun
bir köşesine tıkıştırdığın herhangi bir eşyanı
çok istediğimi söyleyemedim ……….

İşin kötu yanı hiçbir zamanda öğrenemiyceksin !

 

Ben bunları sana hicbir zaman söylemedim Baba

Rağbet: Derecelenmemiş [?]


ALEKSANDRA

Yazan: Nihat Kacoglu Tarih: Ağu 21st, 2009 | Kategori:: Şiirlerimiz

Aleksandra, yorgun denizin kızı…

Avuçların nasıl yakamoz kokar…

Aleksandra, siyah göğün yıldızı…

Aşk, dudaklarından nasıl da akar…

Deniz gözlerinle gül Aleksandra;

Gül ki göçmen kuşlar sana özensin.

Bu gece yanımda kal Aleksandra,

Yetimliğim gül tenindegezinsin.

Ne zaman ağlasan ışıklar söner,

Kırık mızrap gibi titrer dizlerin;

Buz keser sokaklar, kırılır fener.

Bilmem hala niye dolar gözlerin.

Estikçe fırtına güzelleşirsin;

Dağılır saçların imgelerimde.

Bilmem ki yaramı niye deşersin;

Ah fazla güzelsin gecelerimde.

Beni bırak ,bırak beni burada;

Üsteleme, sana göre değilim.

Bak acılar emekliyor sırada,

Bak şiirler kan ağlıyor sevgilim.

Oysa seni daha sevmek isterdim,

Daha bir yok olmak esmer teninde.

Gözlerinde uyumaktı tek derdim.

Anlarsın sen beni günün birinde.

Senin şiirini yazmak istedim,

Baladını ıslak dudaklarının;

Geceler üstüne gelmesin dedim,

Altında topraktım ayaklarının.

Şâirler en fazla gecede büyür;
Bana o karanlık saçlarını ver.

Sevmek istiyorum seni bir ömür,

Bana boynu bükük sevdalar gönder.

Seni getir bana dudaklarından,

Bana hiç bitmeyen şarkılar getir,

Aydınlığı getir şafaklarından,

Bana denizinden türküler getir.

Güneş gözlerinle gül Aleksandra;

Gül ki papatyalar seni beklesin.

Bana son bir defa gel Aleksandra;

Gel ki mutluluktan kalbim teklesin.

Öleceğim, öleceğim, eminim.

Bak azıyor, hayır yok bu yarada.

Git ne olur, gitsen bile seninim.

Beni bırak, bırak beni burada.

Nihat KAÇOĞLU

 

Rağbet: Derecelenmemiş [?]


On Yedi Ağustos

Yazan: snnkarakas Tarih: Ağu 18th, 2009 | Kategori:: Şiirlerimiz

On Yedi Ağustos
Biz neden ders aldık ki,depremden ders alalım,
Yıkımın nedenini, araştırıp bulalım,
Söyer misiniz bana, biz kimi suçlayalım
Tekrar olmasın diye, bugünden ne yapalım

Deprem ya ceza yada değil, elbette bilmiyoruz
Milletçe üstümüze, düşeni yapmıyoruz,
Binaları yaparken, malzeme çalıyoruz,
Kendi ihmalimizin, altında kalıyoruz,

Tanrı elbet uyarır, nefsine kananları,
Malzemeden çalarak, kâr ettim sananları,
Dalalete düşerek, putlara tapanları,
Doğru yoldan ayrılıp, eğriye sapanları,

Ceza vermek isterse, kim tanrıyı durdurur,
Tanrı her şart altında, yok etmeye kadirdir,
Yıkımların sebebi, insanın ihmalidir,
İhmali yapan herkes, istisnasız canidir,

Yasaları eksiksiz, ne olur uygulayın,
Şehir planlarını, insana odaklayın,
Yanlışı yapanların, göz yaşına bakmayın,
Denetimi yapmadan, ne olur oturtmayın.

Yasaları yapanlar, adil olsunlar adil,
İnsanı temel alsın, muasıra muadil,
Eksik olan yasalar, yapılmalıdır tadil,
Millet sizi izliyor, sanmayın millet cahil.

 

 

 
 
Sinan Karakaş

Rağbet: Derecelenmemiş [?]


  • Şair-Edip

    Get the Flash Player to see the slideshow.
  • çevrim içi

  • Ne Var Ne Yok