| Bölüşerek Paylaşmak |
| Bölüşerek paylaşmışlar, dünya denen tarlayı, İstimlak etmek istiyor, ayının oğlu ayı, Yeni hedefleri de, sınırlamak uzayı, Henüz kavrayamadınız, yaşanan şu dünyayı, Size de ölüm vardır, hadi de ölmüyorum, Efendi saymaktalar, köle iken dünyaya, Size de ölüm vardır, hadi de ölmüyorum, Dayılık taslamakta, güçlü benim diyerek, Size de ölüm vardır, hadi de ölmüyorum, Ne dünya ne de uzay, doyuramaz gözünü, Size de ölüm vardır, hadi de ölmüyorum, |
|
Rağbetlerle bezenmiş, kandiller yanmaktalar, Müminler özenmişler, ibadet yapmaktalar, Bu gün şeytandan uzak, Allaha tapmaktalar, Hayreyle bu geceyi, Rabbim tüm kullarına, Mevlitler okunmakta, Nebiler Nebisine, Müminler yalvarmakta, yüceler yücesine, Yılda bir kez gelmekte, Regaib gecesine, Hayreyle bu geceyi Rabbim tüm kullarına, Rağbet göstermezseniz, hiç rağbet görmezsiniz, Tefekkür etmezseniz, boşa geçirirsiniz, Gecedeki serveti, inan kaybedersiniz, Hayreyle bu geceyi, Rabbim tüm kullarına, İdrakin izhar edip, taatle ibadetle, Karşıla bu geceyi, okuduğun ayetle, İstersen yüreğinle, ister zikret dilinle, Bu geceyi hayreyle, Rabbim tüm kullarına, Fırsat olur elbette, felah için kullara, Seccade aramasın, alnı vursun taşlara, Kir yapışmaz inanın, secde eden başlara, Hayreyle bu geceyi, Rabbim tüm kullarına, Kul istesin Rabbinden, gönlünden geçenleri, Arının bu gecede, temizleyin kalpleri, Allahın zikri ile, konuşturun dilleri, Hayreyle bu geceyi, Rabbim tüm kullarına, |
|
Sinan Karakaş |
“Divan edebiyatı kendi benliğimize, sesimizi veren, en özlü ve halis şiirimizdir. İmanımız, hikmetimiz, tarihimiz, rıza ve tevekkülümüz, aşkımız, saadetimiz, hicranımız, ıstırabımız, duygusallığımız, yaşama sevincimiz, kahramanlığımız, nadide mücevherler gibi parıldayan eşsiz divanlarımızdandır. Yeni Türk edebiyatında bunu bulamazsınız!”
Prof. Dr.Birol Emil, yukarıdaki görüşlerini günümüz Türk edebiyatı üzerine serdetmektedir. Yaşayan Türk edebiyatı her açıdan tam gelişmemiş kısır bir döngü içinde kalmış gibidir. Sayın Prof. Dr.Emil haksız da sayılmaz; “Çağdaş Türk Edebiyatı, 19.Asır Türk edebiyatı, Yeni Türk Edebiyatı, Yenileşme Devri Türk Edebiyatı, Arayışlar Devri Türk Edebiyatı, Batı Tesirinde Türk Edebiyatı”… Bütün bu adlandırmalar Yeni Türk Edebiyatı’na ortak bir ad verilebilmek içindir…
Bu durumda; Yaşayan Türk Edebiyatı genel kabul gören bir isme kavuşabilmiş değildir…!Aynı eksende bulunulmasına rağmen bir isimde mutabık kalınamıyor. Esas mesele bu da değil!…
Kendi kimliğimizi kendi edebiyatımızda görebiliyor olamayışımızdır. Gerçi daha önce de edebiyatımızın; romanda milli bir uyanışın, kıpırdanışın olduğunu yazmıştım. Ancak romanda da olsa şiirde de olsa böyle bir kıpırdanış bir ümit verse de bizlere yine de yeterli görülmüyor. Yani edebi türleri ele alacak olursak sızlanmaların olduğunu görürüz. Bazı muharrirlerimiz bu konularda haksız da sayılmazlar. Bir bakıma; roman’da, hikâyede, tiyatro’da bir arpa yol alabilmiş değiliz.
Türk şiirinde de durum pek parlak değil…
Üstelik geçmişi sağlam olmasına rağmen…
Şiir şölenleri,yayınlanan kitaplar ve etkinlikler Türk şiirini özetliyor; divan şiirine ulaşabilmek mümkün değil…Yayınlardan ve şairlerden bunu rahatlıkla anlayabiliriz.Defalarca sözünü ettik; Türkiye’de şiir enflasyonu yaşanıyor!…Bunu sadece biz söylemiyoruz solcu yazarlar da söylüyor.
Günümüz Türk Edebiyatı bir başka ifadeyle Yeni Türk Edebiyatı asli kaynağından beslenmesi gerekir. Yeni Divan Edebiyatı, Halk Edebiyatı… değiştirici, bütünleştirici, yenileştirici bir etki yapan Batı Edebiyatı’nı da bu ikisine eklemek lazım gelir. Bütün bu kalıpların dışında en önemli unsurlardan biri ve ilki de dil meselesidir. Öncelikle insanlarımızın anlaşabileceği, koklaşabileceği bir dilin edebiyatımızda hâkim olmasını temenni ederiz. Çabamız da bu yöndedir. Bu nedenle de; yalın, düzgün ve güzel bir Türkçe ile Yeni Türk Edebiyatı’nda kendi kimliğimizi bulabiliriz. Ancak her şeye rağmen Türk dilinin bozulmadan, toplumun diline yavaş yavaş da olsa yerleşen kelimelere sıcak bakmasını bilmeliyiz. Nitekim bir yandan kendi türettiğimiz bazı kelimelere yabancı kalırken, başka dillerden dilimize geçen, yerleşen ve Türkçeleştirdiğimiz kelimeleri de kullandığımıza göre yaşayan Türkçe bu anlamda şiramız olmalıdır.
Birçok tanınmış yazarımız var, klasiklerimiz var fakat Türk Edebiyatı gerektiği ölçülerde başarılı olamıyor. Olanlar varsa da kişisel gayretleri sonucu ya adını duyuruyorlar ya da popülizmin nimetlerine sığınıyorlar! Okuyucu kitlesinin kandırmaca olduğu, çok okunan, çok tanınan yazar ve kitapların bir dayatmadan öte pek bir işe de yarayacağını sanmıyoruz. Üç beş kitapevinin rakamlarının ne ölçüde olduğu ve nasıl bir gerçeğe dayandığı bir kenara ideolojinin güdümünde, belirli bir kesimin tekelinde olan kitaplar yazarlarını da gölgelemekten başka bir işe yaramıyor. Edebiyatımız kendi aştığı sürece ayakta sağlam durabilen yazarlarımıza varlığını borçludur. Kendini okutabilen edebiyatçılara ise okuyucu gerektiği değeri de nitekim vermektedir.
Türk edebiyatında kendimizi bulabileceğimiz eserler ne çare ki çok az. Bunun sebebini de kendi lisanımızın, kendi benliğimizin edebiyatımıza yeterince yansıtamamış olmamızdandır. Yazılan makale, şiir, hikâye, roman veya nesirde kullanılan kelime haznesi daraldıkça daralması; 150 kelimeyi geçmeyen bir dil ile başarılı eserler verilmesi biraz hayalcilik olmaz mı? Yeni Türk Edebiyatı’nın evrenselleşmesinde yeni ve büyük eserlerin çıkması şarttır.
Ahmet Hamdi Tanpınar, eskiye bakan yeninin değerini şu sözlerle ifade etmek istemiştir:”Yenilik getiren her büyük sanatkâr da mutlaka eskiye bakan bir taraf vardır. Maziyi inkâr ettiğiniz vakit sanat durur!” Yeni eskiden besleneceğine göre edebiyatımız da köklerine bakarak ama kendi milli duruşuyla ayakta kalmalıdır. Yeni Türk Edebiyatı’nın meseleleri vardır. Her şeye rağmen aydınlık bir Cumhuriyet edebiyatı tablosu da karşımıza çıkmaktadır. Büsbütün de ümitsiz değiliz. Bugüne kadar yüzlerce edebiyatçımız yetişmiştir ve yetişmeye de devam etmektedir.
Herhangi bir kategori yapmadan ilk aklımıza gelen bazı isimler: Halide Edip Adıvar, Yahya Kemal, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Ahmet Hamdi Tanpınar. Necip Fazıl, Erhan Bener. Kemal Tahir, Sezai Karakoç, Muazzez Tahsin Berkand, Abdurrahim Karakoç, Bahaeddin Karakoç Mustafa Necati Sepetçioğlu, Nabizâde Nâzım, Nazan Bekiroğlu, Nazım Hikmet, Selim İleri, Tarık Buğra, Vedat Türkali, Yakup Kadri Karaosmanoğlu. Fakir Baykurt, Falih Rıfkı Atay, Gülten Dayıoğlu, Faruk Nafiz Çamlıbel, Sevinç Çokum, Emine Işınsu, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, Nihal Atsız, Atilla İlhan, Ataol Behramoğlu, Nurullah Genç…
Türk Edebiyatı’nın ilk emektarlarından Ahmet Hikmet Efendi’yi, Türk şiirimizin sembolistlerinden Ahmet Haşim’i, Türk hikâyeciliğin usta isimlerinden Reşat Nuri Güntekin’i, Türk romanına yeni bir ve farklı bir soluk getiren Oğuz Atay’ı,Türk Edebiyatında mizahın sinemaya uyarlanmasında bir köprü olan Rıfat Ilgaz’ı unutmak mümkün mü?!…
Sayamadığımız daha niceleri; Ömer Seyfettin, Necati Cumali, Sait Faik, Peyami Sefa,…
Cumhuriyetin ilk dönem edebiyatı yeni yapılanma denebilecek meydana getirilen eserler bugün için bir temel teşkil etmektedir. Faik Baysal’a göre ; “Cumhuriyet dönemi edebiyatı çok başarılı bir edebiyat olmuştur. Özellikle de Ömer Seyfettin’den bu yana Türk romanı, Türk şiiri, hatta Türk Tiyatrosu büyük gelişmeler göstermiştir.”Baysal’ın bu ümitli düşünceleri elbette kayda değerdir. Ancak Yazar’ın düşüncelerinde ki esas saik;”Cumhuriyet dönemi edebiyatı ondan önceki edebiyata oranla çok zengindir”düşüncesi bir bakıma edebiyatçılarımıza yeni isimlerin eklenmesi ve batıdan aktarılarak ortaya konulmaya çalışılan, üretilen eserlerin çoğalmasıyla izah edilebilir.
Edebiyatımızın problemleri eserler arttıkça ve nitelik sorunu devam ettikçe sürecektir. Yayınlanan eserler kadar edebiyatımızda hakiki manada münekkitlerin olmayışı da Yeni Türk edebiyatının sorunlarını ve nitelik durumlarının tartışılmasına zemin hazırlamaya devam edecektir. Her şeye rağmen yeni yeni kıpırdanışlarla Türk Edebiyatı’nın aydınlık yüzünü görmeye devam edeceğiz.
Hazar, H.İvgin, Hekimoğlu İsmail, Ramazan Sağdıç, Şiir, Bize Danışmadan kitap çıkarmayın. Yeni Kitaplar Ve Edebiyat Haberleri -Edebiyat Dünyası 223 – Tarih: 14.6.2009. Edebiyatı, pazar günleri Anayurt Gazetesinden takip edin.
|
|
EDEBİYAT DÜNYASIAli GÜNDÜZ
|
HAZAR ŞİİR AKŞAMLARI
Milletlerarası 17. Hazar Şiir Akşamları, programı belirlendi. Elazığ Valiliğinden yapılan açıklamada, faaliyetin 25-28 Haziran`da gerçekleşeceği belirtildi. Açıklamada, Türk edebiyatının büyük şairlerinden Necip Fazıl Kısakürek hatırasına yapılacak olan faaliyete, yurt içi ve yurtdışından bir çok şair, edip, yazar ve ilim adamının katılacağı kaydedildi. Şiir Akşamları programı ise şöyle: “25 Haziran Kürsü başı programı, 26 Haziran tanışma-serbest kürsü, şairler yürüyüşü, açılış töreni, Necip Fazıl Kısakürek konulu panel, Erkan Oğur-İsmail Hakkı Demircioğlu konseri, 27 Haziran Ağın, Keban, Baskil, Sivrice, Karakoçan programları, Türk şiiri ve dergicilik paneli, şirin sultanları resim sergisi. Ayrıca il merkezi ile Palu, Kovancılar, Baskil ve Keban’da Necip Fazıl Kısakürek’in yazdığı Ahşap Konak isimli tiyatro oyunu sahnelenecek. Ayrıca okullarda Necip Fazıl Kısakürek belgeseli izlenebilecek.
HAYRETTİN İVGİN’E BM’DEN ÖDÜL
Hayrettin İvgin, Puşkin Edebiyat Ödülü’nü alan ilk Türk yazarı oldu. 5 ülkenin teklifi ve elçi Prof. Dr. Elçin İskenderzade’nin de destekleriyle BM Sosyal Ödüller Şurası’nın 14 Nisan 2009 tarihli kararıyla Rus Edebiyat Akademisi’nin bünyesinde oluşturulan Aydınlanma Fedakarı Aleksandr Sergeyeviç Puşkin Altın Madalya ve Edebiyat Ödülü’nün Türk yazarı Hayrettin İvgin’e verilmesi kararlaştırıldı. Dünya edebiyatına büyük katkılar yaptığı gerekçesiyle verilmesi kararlaştırılan ödül, Ekim 2009 ayı içerisinde Moskova’da bir törenle Hayrettin İvgin’e verilecek ve altın madalya takılacak. Edebiyat ve halk bilim konularında 44 kitabı ve 2000′i aşkın yazısı bulunan Hayrettin İvgin’e bir çok ülkenin ilim akademileri ve üniversiteleri; akademik üyelik, fahri doktora ve profesörlük payeleri verildi.
HEKİMOĞLU İSMAİL’E VEFA GECESİ
“Minyeli Abdullah” romanı ile okuyucuların gönlüne taht kuran edebiyatçı yazar Hekimoğlu İsmail’e (Ömer Okçu), İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. bir vefa programı düzenlendi. Dedesinin ismi ‘Hekimoğlu İsmail’ takma adı ve yayınlamış olduğu 52 eseri ile tanınan Ömer Okçu, ‘Bir Gönül İnsanı Hekimoğlu İsmail’ başlıklı programda fikir adamları tarafından anlatıldı. Ömer Okçu 1932 yılında Erzincan’da doğdu. Yıllar sonra dedesinin ismi ile yazdığı Minyeli Abdullah isimli eseri satış rekorları kıracak, eserin sinema uyarlaması ise kapalı gişe oynayacaktı. Aslında yazar hayatta iken, böyle vefa geceleri düzenlemek daha güzel. Ben Sabah gazetesi muhabiri iken, Hekimoğlu İsmail’i 1981 yılında tanıma şerefine nail olmuştum. O güzel sohbetini hala hatırlıyorum. Hasta olan yazara, Allah’tan şifalar diliyorum.
EDEBİYAT DÜNYASINDAN KISA HABERLER
Başarı üzerine yazdığı kitaplarıyla tanınan Mümin Sekman ile çocukların sevgilisi Sinem Kobal, çocukları başarıya motive eden bir “tatil kitabı” için bir araya geldiler. Yazar yazdı, oyuncu canlandırdı. Alfa Yayınlarından çıkan Her Şey Seninle Başlar, “çocukça’ya” çevrildi. Sekman, çocuklara başarısızlık korkusunu yenmek ve özgüveni artırmak için yapılması gerekenleri hikayelerle anlattı. Kitap, Türk sinemasının efsane isimlerinden Adile Naşit’e ithaf edildi.
*
Ötüken Yayınları, “Yetik Ozan” müstearıyla bilinen şair Turgut Günay’ın aşık tarzındaki bütün şiirlerini bir kitapta topladı. 1978 yılında genç yaşta ölen şairin şiirlerini yayın hayatına Doç. Dr. Metin Özarslan kazandırdı. Eserde, şairin ‘Atmaca Uçurumu’, ‘Ülkü Bağı’ isimli kitapları ile Töre, Hisar ve Türk Edebiyatı dergilerinde yayınlanan şiirlerinin yanı sıra, ilk kez gün yüzüne çıkanlarına da yer veriliyor.
*
Ercan Nar, BKY’den çıkan “Baba Beni Sevmekten Niye Korkuyorsun?” isimli bu kitabında, babalar ve çocukları arasındaki iletişimin nasıl olması gerektiğini anlatıyor. Baba tiplerini ve babaların çocuk gelişimindeki etkisini ortaya koyan yazar; babalara, baba adaylarına, babalığı para kazanmak gibi bir işlevle sınırlı görenlere bilgiler veriyor.
*
İş Bankası, “Karneni Göster, Kitabını Al” kampanyası ile, karnesini İş Bankası şubelerine getiren 1 milyon ilköğretim öğrencisine, kitap hediye edilecek.
*
Dünyaca ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov, ölümünün birinci yılında mezarı başında anıldı. Bişkek Ata-Beyit Anıt Mezarlığında düzenlenen törene Cengiz Aytmatov’un yakınları ve dostları katıldı.
*
Altındağ Belediyesi ve Kale Derneği tarafından düzenlenen ”3. Ankara Kale Festivali”, Ankara Kalesi’nde düzenlenen törenle başladı. Müzik, halk oyunları, el sanatları alanlarında faaliyetlerin düzenleneceği festival, 14 Haziran Pazar günü sona erecek.
*
Ünlü şair Cahit Zarifoğlu, 07 Haziran 1987′de vefat etti; ölüm yıl dönümlerinde edebiyat çevrelerinde en çok hatırlanan sanatçılarımızdandır. Bu yıl Cahit Zarifoğlu Kur’an-ı Kerim hatmiyle hatırlandı.
*
Ekber Yeşilyurt , resim sergisi ve baykuşun gözleri kitabı imza günleri 15 Haziran- 12 Temmuz 2009 tarihlerinde Atatürk Kültür Merkezi – Büyükçekmece/ İstanbul’da yapılacak. Web Sitesi: http://ekberyesilyurt.googlepages.com
*
Şair Sabit İnce’nin 40. Sanat yılı kutlaması - Kapadokya şiir şöleni şiir yarışma başvuruları başladı. Bu güzel haberi de dostlara duyuralım.
*
Ünlü tarihçi Murat Bardakçı, Osmanlı arşivlerinin üstüne çizgi roman çizildiğini görünce küplere binmiş. Tarih ve edebiyat arşivlerimizi, hurdaya sattığımız ülkelerden milyarlar ödeyip almıyor muyuz? Ermenilerin 2 milyon Osmanlı’yı (Türk- Kürt) öldürdüğünü bile yabancı arşivlerden öğreniyoruz. Ne ilginç ülkeyiz.
*
28 şubat darbesinin kara lekesi devam ediyor. 5.Sınıfa kadar çocuklar, camiye gidemez ama havra ve kiliseye gidebilir. Okullar kapanınca, 5.Sınıf bitirene kadar çocuklar, camide dua öğrenemeyecek.
*
KİTAP DÜNYASI
Anayurt gazetesi okurları, www.varanhaber.com, www.edebiyatdunyasi.net ve Dünya Şairler Birliği grubunun 830 üyesi, haftanın şairini seçiyor. “Haftanın şairi” adayınızı bana bildirin. Kısaca şairi tanıyalım: Ramazan Sağdıç, güçlü ve usta bir şair / söz yazarı. Umut vaat eden genç bir yetenek. Www.AzapGeceleri.Com sitesinde şiirleri ve albümü ile ilgili bilgiler var. Şair 1986 Yılında Konya’nın Bozkır ilçesi Arslantaş Köyünde dünyaya gelmiştir. Küçük yaşta Merkeze yerleşmiş ve halen orda ikamet etmekte ve öğrenim hayatına devam etmektedir.
AZAP GECELERİ
Söyle böyle bir aşk nasıl unutulur
Hangi hayal hangi düş senin gibi avutur
Andıkça adını sanki dilim tutulur
İşte o zaman başlar azap gecelerim
Heceler ağlar yazınca adını
Yıktın da gittin zalim gönül dağını
Yalnızlık yüreğime örünce ağını
İşte o zaman başlar azap gecelerim
Aşık Ramazanım günden güne erir
Azap çekmeyen sevmeyi ne bilir
Sevip de terk edişin aklıma gelir
İşte o zaman başlar azap gecelerim
Ramazan Sağdıç – Konya
Ak akçe, kara gün içindir dedi atalar, Kara günü düşünmeden, nasıl yatarlar, Akıttırmamalısın, şarıl şarıl suyunu, Kapat zayi olmasın, boşa akan musluğunu, Çaresi tasarruftur, israf etme her şeyi, Eğitmelisin artık, hem çoluk çocuğunu, Kara günü düşün ki, kara geçmesin günün, Ak'ın kıymetini bil, rehberin olsun dünün, Rahatsız olduğunda, unutulur güldüğün, Ak'ı korursan eğer, olur bayramla düğün, Gelirini bilmezsen, hesabı tutumuzsın, Üzülür kahrolursun, geceler yatamazsın, Nedamek kürtarmaz ki, faydayı bulamazsın, İçecek yiyeceksin, israf etmeyeceksin, Çalıp çırpmayacaksın, hırsız olmayacaksın, İyilikler düşünüp, hep iyi olacaksın, Ne cimri olacaksın, ne boşa salacaksın, Doğru ve dürüst olup, yoldan çıkmayacaksın, İslamın emrettiği, gibi yaşayacaksın, Razı edersen Hakkı, huzuru bulucaksın.
| Umutlanma
Madem ki sevmiyorsun, söyle neden durayım,
Sen böyle davrandıkça, ben neden yalvarayım, Güzel bir gün mü gördüm, peşinde dolanayım, Boşuna umutlanma, artık veda zamanı, Sana hep demedim mi, pişmanlık fayda vermez, Boşuna umutlanma, artık veda zamanı, |
|
Sinan Karakaş |
Bana Sünni diyorlar, demesinler arkadaş,
Benim adım Müslüman, yapmayın bana traş,
Siz bilseniz ne çıkar, beni de hiç bilmeyin,
Beni bilen biliyor, atmayınız bana taş,
Kendim için değilim, sizin için hiç değil,
Ben Rabbimi tanırım, neye baksam o delil,
Aldığım her nefesin hesabı tutulmakta,
Hesabı vereceğin, Rabbin önünde eğil,
Derdim varsa demek ki, Rabbim beni sevmekte,
Beni af etmek için, bahane var etmekte,
Tercih benim senindir, yollar da ayan beyan,
İnsanoğlu boşuna, sıkıntıyı çekmekte,
Sünneti de yaşarım, farzlara da uyarım,
Bırakın ellemeyin, değişmesin ayarım,
Sünnilik bir din gibi, bana Sünni demeyin,
Müslüman’ım diyeni, elbet kardeş sayarım.
WP Cumulus Flash tag cloud by Roy Tanck requires Flash Player 9 or better.